Yükleniyor...

Lütfen bekleyiniz

/

Hac

الحج

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
22:1
يَـٰٓأَيُّهَا ey
ٱلنَّاسُ insanlar
ٱتَّقُوا۟ korkun
رَبَّكُمْ ۚ Rabbinizden
إِنَّ çünkü
زَلْزَلَةَ depremi
ٱلسَّاعَةِ sa'atin
شَىْءٌ bir şeydir
عَظِيمٌۭ cidden korkunç
1
22:2
يَوْمَ gün
تَرَوْنَهَا onu gördüğünüz
تَذْهَلُ unutur
كُلُّ her
مُرْضِعَةٍ emziren
عَمَّآ emzirdiğini
أَرْضَعَتْ she was nursing
وَتَضَعُ ve bırakır
كُلُّ her
ذَاتِ (sahibi) gebe
حَمْلٍ (yük) gebe
حَمْلَهَا yükünü
وَتَرَى ve görürsün
ٱلنَّاسَ insanları
سُكَـٰرَىٰ sarhoş
وَمَا oysa değillerdir
هُم onlar
بِسُكَـٰرَىٰ sarhoş
وَلَـٰكِنَّ ama
عَذَابَ azabı
ٱللَّهِ Allah'ın
شَدِيدٌۭ şiddetlidir
2
22:3
وَمِنَ ve
ٱلنَّاسِ insanlardan
مَن kimi
يُجَـٰدِلُ tartışır
فِى hakkında
ٱللَّهِ Allah
بِغَيْرِ olmaksızın
عِلْمٍۢ bilgisi
وَيَتَّبِعُ ve uyar
كُلَّ her
شَيْطَـٰنٍۢ şeytana
مَّرِيدٍۢ kaba (şarlatan)
3
22:4
كُتِبَ yazılmıştır
عَلَيْهِ onun hakkında
أَنَّهُۥ şüphesiz o
مَن kim
تَوَلَّاهُ onu takibederse
فَأَنَّهُۥ muhakkak bu
يُضِلُّهُۥ onu saşırtır
وَيَهْدِيهِ ve onu götürür
إِلَىٰ azabına
عَذَابِ (the) punishment
ٱلسَّعِيرِ alevli ateş
4
22:5
يَـٰٓأَيُّهَا ey
ٱلنَّاسُ insanlar
إِن eğer
كُنتُمْ iseniz
فِى içinde
رَيْبٍۢ kuşku
مِّنَ yeniden dirilmekten
ٱلْبَعْثِ the Resurrection
فَإِنَّا (bilin ki) biz
خَلَقْنَـٰكُم sizi yarattık
مِّن (önce) topraktan
تُرَابٍۢ dust
ثُمَّ sonra
مِن nutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍۢ a semen-drop
ثُمَّ sonra
مِنْ alaka(embriyo)dan
عَلَقَةٍۢ a clinging substance
ثُمَّ sonra
مِن bir çiğnem et parçasından
مُّضْغَةٍۢ an embryonic lump
مُّخَلَّقَةٍۢ biçimlenmiş
وَغَيْرِ ve
مُخَلَّقَةٍۢ biçimlenmemiş
لِّنُبَيِّنَ açıkça göstermek için
لَكُمْ ۚ size
وَنُقِرُّ ve tutarız
فِى rahimlerde
ٱلْأَرْحَامِ the wombs
مَا dilediğimizi
نَشَآءُ We will
إِلَىٰٓ bir süreye kadar
أَجَلٍۢ a term
مُّسَمًّۭى belirtilmiş
ثُمَّ sonra
نُخْرِجُكُمْ sizi çıkarırız;
طِفْلًۭا bir bebek olarak
ثُمَّ sonra
لِتَبْلُغُوٓا۟ ermeniz için
أَشُدَّكُمْ ۖ güçlerinize
وَمِنكُم ve içinizden
مَّن kimi
يُتَوَفَّىٰ öldürülür
وَمِنكُم ve içinizden
مَّن kimi de
يُرَدُّ itilir
إِلَىٰٓ en kötü çağına
أَرْذَلِ the most abject
ٱلْعُمُرِ ömrün
لِكَيْلَا hale gelmesi için
يَعْلَمَ bilmez
مِنۢ sonra
بَعْدِ after
عِلْمٍۢ bilen kimse iken
شَيْـًۭٔا ۚ bir şey
وَتَرَى ve görürsün
ٱلْأَرْضَ yeri
هَامِدَةًۭ kurumuş ölmüş
فَإِذَآ zaman
أَنزَلْنَا biz indirdiğimiz
عَلَيْهَا onun üzerine
ٱلْمَآءَ suyu
ٱهْتَزَّتْ titreşir
وَرَبَتْ ve kabarır
وَأَنۢبَتَتْ ve bitirir
مِن her
كُلِّ every
زَوْجٍۭ çifti
بَهِيجٍۢ güzel
5
22:6
ذَٰلِكَ bu böyledir
بِأَنَّ çünkü
ٱللَّهَ Allah
هُوَ O
ٱلْحَقُّ tek gerçektir
وَأَنَّهُۥ ve O
يُحْىِ diriltir
ٱلْمَوْتَىٰ ölüleri
وَأَنَّهُۥ ve O
عَلَىٰ üzerine
كُلِّ her
شَىْءٍۢ şey
قَدِيرٌۭ kadirdir
6
22:7
وَأَنَّ ve muhakkak
ٱلسَّاعَةَ o sa'at
ءَاتِيَةٌۭ gelecektir
لَّا yoktur
رَيْبَ şüphe
فِيهَا onda
وَأَنَّ ve şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يَبْعَثُ diriltecektir
مَن olanları
فِى kabirlerde
ٱلْقُبُورِ the graves
7
22:8
وَمِنَ insanlardan
ٱلنَّاسِ mankind
مَن kimi
يُجَـٰدِلُ tartışır
فِى hakkında
ٱللَّهِ Allah
بِغَيْرِ olmaksızın
عِلْمٍۢ bilgisi
وَلَا ve olmadan
هُدًۭى bir yol göstereni
وَلَا ve olmadan
كِتَـٰبٍۢ bir Kitabı
مُّنِيرٍۢ aydınlatıcı
8
22:9
ثَانِىَ öteye döndürür
عِطْفِهِۦ boynunu
لِيُضِلَّ şaşırtmak için
عَن yolundan
سَبِيلِ (the) way
ٱللَّهِ ۖ Allah'ın
لَهُۥ onun için vardır
فِى dünyada
ٱلدُّنْيَا the world
خِزْىٌۭ ۖ bir kepazelik
وَنُذِيقُهُۥ ve ona taddıracağız
يَوْمَ günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ kıyamet
عَذَابَ azabını
ٱلْحَرِيقِ yangın
9
22:10
ذَٰلِكَ işte bu
بِمَا yüzündendir
قَدَّمَتْ önceden yaptıkları
يَدَاكَ senin ellerinin
وَأَنَّ ve şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
لَيْسَ değildir
بِظَلَّـٰمٍۢ zulmedici
لِّلْعَبِيدِ kullara
10
22:11
وَمِنَ ve
ٱلنَّاسِ insanlardan
مَن kimi
يَعْبُدُ ibadet eder
ٱللَّهَ Allah'a
عَلَىٰ bir kenardan (uçurumdan)
حَرْفٍۢ ۖ an edge
فَإِنْ eğer
أَصَابَهُۥ kendisine gelirse
خَيْرٌ bir hayır
ٱطْمَأَنَّ huzura kavuşur
بِهِۦ ۖ onunla
وَإِنْ ve eğer
أَصَابَتْهُ başına gelirse
فِتْنَةٌ bir kötülük
ٱنقَلَبَ döner
عَلَىٰ üstü
وَجْهِهِۦ yüz
خَسِرَ o kaybetmiştir
ٱلدُّنْيَا dünyayı
وَٱلْـَٔاخِرَةَ ۚ ve ahireti
ذَٰلِكَ işte budur
هُوَ o
ٱلْخُسْرَانُ ziyan
ٱلْمُبِينُ apaçık
11
22:12
يَدْعُوا۟ yalvarır
مِن ayrı olarak
دُونِ besides
ٱللَّهِ Allah'tan
مَا şeylere
لَا ona zarar veremeyen
يَضُرُّهُۥ harms him
وَمَا ve şeylere
لَا yarar sağlamayan
يَنفَعُهُۥ ۚ benefits him
ذَٰلِكَ işte budur
هُوَ o
ٱلضَّلَـٰلُ sapma
ٱلْبَعِيدُ uzak(lara)
12
22:13
يَدْعُوا۟ yalvarır
لَمَن olana
ضَرُّهُۥٓ zararı
أَقْرَبُ daha yakın
مِن faydasından
نَّفْعِهِۦ ۚ his benefit
لَبِئْسَ ne kötü
ٱلْمَوْلَىٰ bir yardımcı
وَلَبِئْسَ ve ne kötü
ٱلْعَشِيرُ bir arkadaştır
13
22:14
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يُدْخِلُ sokacaktır
ٱلَّذِينَ kimseleri
ءَامَنُوا۟ inanan
وَعَمِلُوا۟ ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler
جَنَّـٰتٍۢ cennetlere
تَجْرِى akan
مِن altlarından
تَحْتِهَا underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ ırmaklar
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يَفْعَلُ yapar
مَا şeyi
يُرِيدُ istediği
14
22:15
مَن kim
كَانَ ise
يَظُنُّ sanıyor
أَن diye
لَّن kendisine yardım etmeyecek
يَنصُرَهُ Allah will help him
ٱللَّهُ Allah
فِى dünyada
ٱلدُّنْيَا the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ve ahirette
فَلْيَمْدُدْ uzansın
بِسَبَبٍ bir sebep(ip)le
إِلَى göğe
ٱلسَّمَآءِ the sky
ثُمَّ sonra
لْيَقْطَعْ kessin
فَلْيَنظُرْ ve baksın
هَلْ mi?
يُذْهِبَنَّ giderebilecek
كَيْدُهُۥ bu düzeni
مَا şeyi
يَغِيظُ öfkelendiği
15
22:16
وَكَذَٰلِكَ ve işte böyle
أَنزَلْنَـٰهُ biz O'nu indirdik
ءَايَـٰتٍۭ ayetler olarak
بَيِّنَـٰتٍۢ açık açık
وَأَنَّ ve şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يَهْدِى doğru yola iletir
مَن kimseyi
يُرِيدُ dilediği
16
22:17
إِنَّ şüphesiz
ٱلَّذِينَ kimseler
ءَامَنُوا۟ inananlar
وَٱلَّذِينَ ve kimseler
هَادُوا۟ yahudiler
وَٱلصَّـٰبِـِٔينَ ve sabiiler
وَٱلنَّصَـٰرَىٰ ve hırıstiyanlar
وَٱلْمَجُوسَ ve mecusiler
وَٱلَّذِينَ ve kimseler
أَشْرَكُوٓا۟ ortak koşanlar
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يَفْصِلُ hüküm verecektir
بَيْنَهُمْ bunlar arasında
يَوْمَ günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ kıyamet
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
عَلَىٰ üzerine
كُلِّ her
شَىْءٍۢ şey
شَهِيدٌ şahittir
17
22:18
أَلَمْ görmedin mi
تَرَ you see
أَنَّ kuşkusuz
ٱللَّهَ Allah'a
يَسْجُدُ secde ediyorlar
لَهُۥ O'na
مَن kimseler
فِى göklerdeki
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens
وَمَن ve kimseler
فِى yerdeki
ٱلْأَرْضِ the earth
وَٱلشَّمْسُ ve güneş
وَٱلْقَمَرُ ve ay
وَٱلنُّجُومُ ve yıldızlar
وَٱلْجِبَالُ ve dağlar
وَٱلشَّجَرُ ve ağaçlar
وَٱلدَّوَآبُّ ve hayvanlar
وَكَثِيرٌۭ ve birçoğu
مِّنَ insanlardan
ٱلنَّاسِ ۖ the people
وَكَثِيرٌ ama birçoğu
حَقَّ hak olmuştur
عَلَيْهِ üzerine
ٱلْعَذَابُ ۗ azab
وَمَن ve kimi
يُهِنِ aşağılatırsa
ٱللَّهُ Allah
فَمَا artık olmaz
لَهُۥ ona
مِن hiç
مُّكْرِمٍ ۚ değer veren
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يَفْعَلُ yapar
مَا şeyi
يَشَآءُ ۩ dilediği
18
22:19
۞ هَـٰذَانِ işte şunlar
خَصْمَانِ iki hasım taraf
ٱخْتَصَمُوا۟ çekişen
فِى hakkında
رَبِّهِمْ ۖ Rableri
فَٱلَّذِينَ kimselere
كَفَرُوا۟ inkar eden(lere)
قُطِّعَتْ biçildi
لَهُمْ onlara
ثِيَابٌۭ giysi
مِّن ateşten
نَّارٍۢ fire
يُصَبُّ dökülüyor
مِن üstünden
فَوْقِ over
رُءُوسِهِمُ başlarının
ٱلْحَمِيمُ kaynar su
19
22:20
يُصْهَرُ eritiliyor
بِهِۦ onunla
مَا şeyler
فِى içindeki
بُطُونِهِمْ karınlarının
وَٱلْجُلُودُ ve derileri
20
22:21
وَلَهُم ve onlar için vardır
مَّقَـٰمِعُ kamçılar
مِنْ demirden
حَدِيدٍۢ iron
21
22:22
كُلَّمَآ her sefer
أَرَادُوٓا۟ istedikleri
أَن çıkmak
يَخْرُجُوا۟ come out
مِنْهَا oradan
مِنْ (o) gamdan
غَمٍّ anguish
أُعِيدُوا۟ geri çevrilirler
فِيهَا oraya
وَذُوقُوا۟ ve tadın (denilir)
عَذَابَ azabını
ٱلْحَرِيقِ yangın
22
22:23
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يُدْخِلُ sokar
ٱلَّذِينَ kimseleri
ءَامَنُوا۟ inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟ ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler
جَنَّـٰتٍۢ cennetlere
تَجْرِى akan
مِن altlarından
تَحْتِهَا underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ ırmaklar
يُحَلَّوْنَ takınırlar
فِيهَا orada
مِنْ bilezikler
أَسَاوِرَ bracelets
مِن altından
ذَهَبٍۢ gold
وَلُؤْلُؤًۭا ۖ ve inci(ler)
وَلِبَاسُهُمْ ve giysileri
فِيهَا orada
حَرِيرٌۭ ipektir
23
22:24
وَهُدُوٓا۟ ve iletilmişlerdir
إِلَى güzeline
ٱلطَّيِّبِ the good
مِنَ sözün
ٱلْقَوْلِ the speech
وَهُدُوٓا۟ ve iletilmişlerdir
إِلَىٰ yoluna
صِرَٰطِ (the) path
ٱلْحَمِيدِ çok övülen(Allah)ın
24
22:25
إِنَّ şüphesiz
ٱلَّذِينَ kimseler
كَفَرُوا۟ inkar eden(ler)
وَيَصُدُّونَ ve geri çevirenler
عَن yolundan
سَبِيلِ (the) way
ٱللَّهِ Allah'ın
وَٱلْمَسْجِدِ ve Mescid-i (Haram'dan)
ٱلْحَرَامِ (ve Mescid-i) Haram'dan
ٱلَّذِى yaptığımız
جَعَلْنَـٰهُ We made it
لِلنَّاسِ bütün insanlar için
سَوَآءً eşit (ibadet yeri)
ٱلْعَـٰكِفُ yerli olan
فِيهِ orada
وَٱلْبَادِ ۚ ve dışarıdan gelen
وَمَن ve kim
يُرِدْ isterse
فِيهِ orada (böyle)
بِإِلْحَادٍۭ haktan sapmak
بِظُلْمٍۢ zulüm ile
نُّذِقْهُ ona taddırırız
مِنْ bir azabtan
عَذَابٍ a punishment
أَلِيمٍۢ acı
25
22:26
وَإِذْ bir zamanlar
بَوَّأْنَا kondurmuştuk
لِإِبْرَٰهِيمَ İbrahim'i
مَكَانَ yerine
ٱلْبَيْتِ Beyt(Ka'be'n)in
أَن diye
لَّا ortak koşma
تُشْرِكْ associate
بِى bana
شَيْـًۭٔا hiçbir şeyi
وَطَهِّرْ ve temizle
بَيْتِىَ evimi
لِلطَّآئِفِينَ tavaf edenler için
وَٱلْقَآئِمِينَ ve ayakta duranlar için
وَٱلرُّكَّعِ ve rüku' edenler için
ٱلسُّجُودِ secde edenler için
26
22:27
وَأَذِّن ve ilan et
فِى içinde
ٱلنَّاسِ insanlar
بِٱلْحَجِّ haccı
يَأْتُوكَ sana gelsinler
رِجَالًۭا yaya olarak
وَعَلَىٰ ve üzerinde
كُلِّ her
ضَامِرٍۢ yorgun deve
يَأْتِينَ gelen
مِن (türlü)
كُلِّ her
فَجٍّ yollardan
عَمِيقٍۢ uzak
27
22:28
لِّيَشْهَدُوا۟ şahit olmaları için
مَنَـٰفِعَ birtakım faydalara
لَهُمْ kendileri için
وَيَذْكُرُوا۟ ve anmaları için
ٱسْمَ adını
ٱللَّهِ Allah'ın
فِىٓ günlerde
أَيَّامٍۢ days
مَّعْلُومَـٰتٍ belirli
عَلَىٰ üzerine
مَا şeyleri
رَزَقَهُم onlara rızık olarak verilen
مِّنۢ yürüyen-dan
بَهِيمَةِ yürüyen
ٱلْأَنْعَـٰمِ ۖ (of) cattle
فَكُلُوا۟ yeyin
مِنْهَا onlardan
وَأَطْعِمُوا۟ ve yedirin
ٱلْبَآئِسَ sıkıntı içinde bulunan
ٱلْفَقِيرَ fakire
28
22:29
ثُمَّ sonra
لْيَقْضُوا۟ gidersinler
تَفَثَهُمْ kirlerini
وَلْيُوفُوا۟ ve yerine getirsinler
نُذُورَهُمْ adaklarını
وَلْيَطَّوَّفُوا۟ ve tavaf etsinler
بِٱلْبَيْتِ (Eski) Evi [Kâbe'yi]
ٱلْعَتِيقِ Eski (Evi) [Kâbe'yi]
29
22:30
ذَٰلِكَ işte öyle
وَمَن ve kim
يُعَظِّمْ saygı gösterirse
حُرُمَـٰتِ yasaklarına
ٱللَّهِ Allah'ın
فَهُوَ işte o
خَيْرٌۭ hayırlıdır
لَّهُۥ kendisi için
عِندَ yanında
رَبِّهِۦ ۗ Rabbinin
وَأُحِلَّتْ ve size helal kılınmıştır
لَكُمُ sizin için
ٱلْأَنْعَـٰمُ hayvanlar
إِلَّا dışındaki
مَا şeyler
يُتْلَىٰ oku(nup açıkla)nan
عَلَيْكُمْ ۖ size
فَٱجْتَنِبُوا۟ artık kaçının
ٱلرِّجْسَ pis
مِنَ putlardan
ٱلْأَوْثَـٰنِ the idols
وَٱجْتَنِبُوا۟ ve kaçının
قَوْلَ sözden
ٱلزُّورِ yalan
30
22:31
حُنَفَآءَ hanifler olun
لِلَّهِ Allah'ı
غَيْرَ ortak koşmadan
مُشْرِكِينَ associating partners
بِهِۦ ۚ O'na
وَمَن ve kim
يُشْرِكْ ortak koşarsa
بِٱللَّهِ Allah'a
فَكَأَنَّمَا sanki gibidir
خَرَّ düşmüş
مِنَ gökten
ٱلسَّمَآءِ the sky
فَتَخْطَفُهُ ve kendisini kapıyor
ٱلطَّيْرُ kuş
أَوْ veya
تَهْوِى sürüklüyor
بِهِ onu
ٱلرِّيحُ rüzgar
فِى bir yere
مَكَانٍۢ a place
سَحِيقٍۢ uzak
31
22:32
ذَٰلِكَ işte böyle
وَمَن ve kim
يُعَظِّمْ saygı gösterirse
شَعَـٰٓئِرَ nişanlarına
ٱللَّهِ Allah'ın
فَإِنَّهَا şüphesiz bu
مِن takvasındandır
تَقْوَى (the) piety
ٱلْقُلُوبِ kalblerin
32
22:33
لَكُمْ sizin için vardır
فِيهَا onlarda
مَنَـٰفِعُ menfaatler
إِلَىٰٓ bir süreye kadar
أَجَلٍۢ a term
مُّسَمًّۭى belirli
ثُمَّ sonra
مَحِلُّهَآ onların varacakları yer
إِلَى (Eski) Ev'dir [Kâbe]
ٱلْبَيْتِ the House
ٱلْعَتِيقِ Eski (Ev'dir) [Kâbe]
33
22:34
وَلِكُلِّ ve hepsi için
أُمَّةٍۢ ümmetin
جَعَلْنَا biz koyduk
مَنسَكًۭا bir kurban ibadeti
لِّيَذْكُرُوا۟ anmaları için
ٱسْمَ adını
ٱللَّهِ Allah'ın
عَلَىٰ üzerine
مَا şey
رَزَقَهُم rızık olarak verilen
مِّنۢ hayvanlardan
بَهِيمَةِ (the) beast
ٱلْأَنْعَـٰمِ ۗ (kurbanlık)
فَإِلَـٰهُكُمْ tanrınız
إِلَـٰهٌۭ tanrıdır
وَٰحِدٌۭ bir tek
فَلَهُۥٓ yalnız O'na
أَسْلِمُوا۟ ۗ teslim olun
وَبَشِّرِ ve müjdele
ٱلْمُخْبِتِينَ samimi insanları
34
22:35
ٱلَّذِينَ onlar ki
إِذَا zaman
ذُكِرَ anıldığı
ٱللَّهُ Allah
وَجِلَتْ titrer
قُلُوبُهُمْ kalbleri
وَٱلصَّـٰبِرِينَ ve sabrederler
عَلَىٰ (başlarına)
مَآ edene
أَصَابَهُمْ isabet
وَٱلْمُقِيمِى ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةِ namazı
وَمِمَّا ve şeylerden
رَزَقْنَـٰهُمْ kendilerini rızıkandırdığımız
يُنفِقُونَ (Allah yoluna) harcarlar
35
22:36
وَٱلْبُدْنَ kurbanlık develeri
جَعَلْنَـٰهَا yaptık
لَكُم sizin için
مِّن işaretlerinden
شَعَـٰٓئِرِ (the) Symbols
ٱللَّهِ Allah'ın
لَكُمْ sizin için vardır
فِيهَا onlarda
خَيْرٌۭ ۖ hayır
فَٱذْكُرُوا۟ anın (da boğazlayın)
ٱسْمَ adını
ٱللَّهِ Allah'ın
عَلَيْهَا üzerlerine
صَوَآفَّ ۖ (kurban için) sıra halinde dururlarken
فَإِذَا zaman
وَجَبَتْ düştüğünde
جُنُوبُهَا yanları üzerine (canları çıkınca)
فَكُلُوا۟ yeyin
مِنْهَا onlardan
وَأَطْعِمُوا۟ ve yedirin
ٱلْقَانِعَ kanaat edip isteyemeyene
وَٱلْمُعْتَرَّ ۚ ve isteyene
كَذَٰلِكَ işte böyle
سَخَّرْنَـٰهَا onları boyun eğdirdi
لَكُمْ size
لَعَلَّكُمْ umulur ki
تَشْكُرُونَ şükredersiniz
36
22:37
لَن ulaşmaz
يَنَالَ reach
ٱللَّهَ Allah'a
لُحُومُهَا onların etleri
وَلَا ve ne de
دِمَآؤُهَا kanları
وَلَـٰكِن fakat
يَنَالُهُ O'na ulaşır
ٱلتَّقْوَىٰ takvanız
مِنكُمْ ۚ sizin
كَذَٰلِكَ böylece
سَخَّرَهَا onları boyun eğdirdi
لَكُمْ size
لِتُكَبِّرُوا۟ anmanız için
ٱللَّهَ Allah'ı
عَلَىٰ üzere
مَا diye
هَدَىٰكُمْ ۗ sizi doğru yola iletti
وَبَشِّرِ ve müjdele
ٱلْمُحْسِنِينَ güzel davrananları
37
22:38
۞ إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يُدَٰفِعُ defeder (şerri)
عَنِ kimselerden
ٱلَّذِينَ those who
ءَامَنُوٓا۟ ۗ inanan(lar)
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
لَا sevmez
يُحِبُّ like
كُلَّ hiçbir
خَوَّانٍۢ hain
كَفُورٍ inkarcıyı
38
22:39
أُذِنَ izin verildi
لِلَّذِينَ kendileriyle
يُقَـٰتَلُونَ savaşılanlara
بِأَنَّهُمْ yüzünden
ظُلِمُوا۟ ۚ onlara zulmedilmeleri
وَإِنَّ ve şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
عَلَىٰ onlara yardım etmeğe
نَصْرِهِمْ their victory
لَقَدِيرٌ kadirdir
39
22:40
ٱلَّذِينَ onlar
أُخْرِجُوا۟ çıkarıldılar
مِن yurtlarından
دِيَـٰرِهِم their homes
بِغَيْرِ etmedikleri halde
حَقٍّ hak
إِلَّآ sadece
أَن diye
يَقُولُوا۟ diyorlar
رَبُّنَا Rabbimiz
ٱللَّهُ ۗ Allah'tır
وَلَوْلَا eğer olmasaydı
دَفْعُ savunması
ٱللَّهِ Allah'ın
ٱلنَّاسَ insanların
بَعْضَهُم bazılarını
بِبَعْضٍۢ diğer bazılarıyle
لَّهُدِّمَتْ yıkılırdı
صَوَٰمِعُ manastırlar
وَبِيَعٌۭ ve kiliseler
وَصَلَوَٰتٌۭ ve havralar
وَمَسَـٰجِدُ ve mescidler
يُذْكَرُ anılan
فِيهَا içlerinde
ٱسْمُ ismi
ٱللَّهِ Allah'ın
كَثِيرًۭا ۗ çokca
وَلَيَنصُرَنَّ ve elbette yardım eder
ٱللَّهُ Allah
مَن kimseye
يَنصُرُهُۥٓ ۗ kendine yardım eden
إِنَّ kuşkusuz
ٱللَّهَ Allah
لَقَوِىٌّ kuvvetlidir
عَزِيزٌ galibdir
40
22:41
ٱلَّذِينَ eğer
إِن if
مَّكَّنَّـٰهُمْ onları iktidara getirirsek
فِى yer yüzünde
ٱلْأَرْضِ the land
أَقَامُوا۟ kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ namazı
وَءَاتَوُا۟ ve verirler
ٱلزَّكَوٰةَ zekatı
وَأَمَرُوا۟ ve emrederler
بِٱلْمَعْرُوفِ iyiliği
وَنَهَوْا۟ ve vazgeçirmeğe çalışırlar
عَنِ kötülükten
ٱلْمُنكَرِ ۗ the wrong
وَلِلَّهِ ve Allah'a aittir
عَـٰقِبَةُ sonu
ٱلْأُمُورِ bütün işlerin
41
22:42
وَإِن ve eğer
يُكَذِّبُوكَ seni yalanlıyorlarsa
فَقَدْ gerçekten
كَذَّبَتْ yalanlamıştı
قَبْلَهُمْ bunlardan önce
قَوْمُ kavmi de
نُوحٍۢ Nuh
وَعَادٌۭ ve 'Ad
وَثَمُودُ ve Semud
42
22:43
وَقَوْمُ ve kavmi
إِبْرَٰهِيمَ İbrahim
وَقَوْمُ ve kavmi
لُوطٍۢ Lut
43
22:44
وَأَصْحَـٰبُ ve halkı
مَدْيَنَ ۖ Medyen
وَكُذِّبَ ve yalanlanmıştı
مُوسَىٰ Musa
فَأَمْلَيْتُ ben de bir süre vermiştim
لِلْكَـٰفِرِينَ kafirlere
ثُمَّ sonra
أَخَذْتُهُمْ ۖ onları yakalamıştım
فَكَيْفَ nasıl
كَانَ oldu
نَكِيرِ benim inkarım
44
22:45
فَكَأَيِّن niceleri vardır
مِّن kentlerden
قَرْيَةٍ a township
أَهْلَكْنَـٰهَا helak ettiğimiz
وَهِىَ o
ظَالِمَةٌۭ zulmederken
فَهِىَ ve o
خَاوِيَةٌ çökmüştür
عَلَىٰ üstüne
عُرُوشِهَا tavanları
وَبِئْرٍۢ ve kuyu
مُّعَطَّلَةٍۢ kullanılmaz olmuştur
وَقَصْرٍۢ ve saraylar
مَّشِيدٍ sağlam
45
22:46
أَفَلَمْ hiç
يَسِيرُوا۟ gezmediler mi?
فِى yer yüzünde
ٱلْأَرْضِ the land
فَتَكُونَ olsun
لَهُمْ onların
قُلُوبٌۭ kalbleri
يَعْقِلُونَ düşünecekleri
بِهَآ onunla
أَوْ veyahut
ءَاذَانٌۭ kulakları
يَسْمَعُونَ işitecekleri
بِهَا ۖ onunla
فَإِنَّهَا zira
لَا kör olmaz
تَعْمَى (are) blinded
ٱلْأَبْصَـٰرُ gözler
وَلَـٰكِن fakat
تَعْمَى kör olur
ٱلْقُلُوبُ kalbler
ٱلَّتِى içindeki
فِى (are) in
ٱلصُّدُورِ göğüsler
46
22:47
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ ve senden çabucak istiyorlar
بِٱلْعَذَابِ azabı
وَلَن fakat
يُخْلِفَ caymaz
ٱللَّهُ Allah
وَعْدَهُۥ ۚ sözünden
وَإِنَّ ve şüphesiz;
يَوْمًا bir gün
عِندَ yanında
رَبِّكَ Rabbinin
كَأَلْفِ bin (yıl) gibidir
سَنَةٍۢ yıl
مِّمَّا sizin saydıklarınızdan
تَعُدُّونَ you count
47
22:48
وَكَأَيِّن ve niceleri var ki
مِّن kentlerden
قَرْيَةٍ a township
أَمْلَيْتُ biraz süre vermişimdir
لَهَا ona
وَهِىَ o
ظَالِمَةٌۭ zulmederken
ثُمَّ sonra
أَخَذْتُهَا onu yakalamışımdır
وَإِلَىَّ ancak banadır
ٱلْمَصِيرُ dönüş
48
22:49
قُلْ de ki
يَـٰٓأَيُّهَا ey
ٱلنَّاسُ insanlar
إِنَّمَآ şüphesiz
أَنَا۠ ben
لَكُمْ sizin için
نَذِيرٌۭ bir uyarıcıyım
مُّبِينٌۭ apaçık
49
22:50
فَٱلَّذِينَ ve
ءَامَنُوا۟ inananlar için
وَعَمِلُوا۟ ve yapanlar için
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler
لَهُم onlara vardır
مَّغْفِرَةٌۭ mağfiret
وَرِزْقٌۭ ve rızık
كَرِيمٌۭ bol
50
22:51
وَٱلَّذِينَ çalışanlara gelince
سَعَوْا۟ strove
فِىٓ eyetlerimizi
ءَايَـٰتِنَا Our Verses
مُعَـٰجِزِينَ etkisiz bırakmak için
أُو۟لَـٰٓئِكَ onlar
أَصْحَـٰبُ ashabıdır
ٱلْجَحِيمِ cehennem
51
22:52
وَمَآ ve
أَرْسَلْنَا göndermemiştik
مِن senden önce
قَبْلِكَ before you
مِن hiçbir
رَّسُولٍۢ resul
وَلَا ve ne de
نَبِىٍّ nebi
إِلَّآ olmayan
إِذَا zaman
تَمَنَّىٰٓ temenni ettiği
أَلْقَى (bir düşünce) atmış
ٱلشَّيْطَـٰنُ şeytan
فِىٓ onun temennisine
أُمْنِيَّتِهِۦ his recitation
فَيَنسَخُ fakat siler
ٱللَّهُ Allah
مَا şeyi
يُلْقِى attığı
ٱلشَّيْطَـٰنُ şeytanın
ثُمَّ sonra
يُحْكِمُ sağlamlaştırır
ٱللَّهُ Allah
ءَايَـٰتِهِۦ ۗ kendi ayetlerini
وَٱللَّهُ ve Allah
عَلِيمٌ alim(bilen)dir
حَكِيمٌۭ hakimdir
52
22:53
لِّيَجْعَلَ yapmak için
مَا şeyi
يُلْقِى attığı
ٱلشَّيْطَـٰنُ şeytanın
فِتْنَةًۭ bir imtihan
لِّلَّذِينَ olanlara
فِى kalblerinde
قُلُوبِهِم their hearts
مَّرَضٌۭ bir hastalık
وَٱلْقَاسِيَةِ ve katılaşanlara
قُلُوبُهُمْ ۗ kalbleri
وَإِنَّ ve şüphesiz
ٱلظَّـٰلِمِينَ zalimler
لَفِى içindedirler
شِقَاقٍۭ bir ayrılık
بَعِيدٍۢ uzak
53
22:54
وَلِيَعْلَمَ ve bilsinler diye
ٱلَّذِينَ kendilerine
أُوتُوا۟ verilenler
ٱلْعِلْمَ ilim
أَنَّهُ onun (Kur'an'ın)
ٱلْحَقُّ bir hak (gerçek) olduğunu
مِن Rabbinden
رَّبِّكَ your Lord
فَيُؤْمِنُوا۟ ve inansınlar diye
بِهِۦ ona
فَتُخْبِتَ böylece saygı duysun
لَهُۥ ona
قُلُوبُهُمْ ۗ kalbleri
وَإِنَّ ve şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
لَهَادِ mutlaka iletir
ٱلَّذِينَ kimseleri
ءَامَنُوٓا۟ inanan(ları)
إِلَىٰ yola
صِرَٰطٍۢ a Path
مُّسْتَقِيمٍۢ doğru
54
22:55
وَلَا ve
يَزَالُ bitmez
ٱلَّذِينَ inkar edenlerin
كَفَرُوا۟ disbelieve
فِى içinde (olmaları)
مِرْيَةٍۢ kuşku
مِّنْهُ o(Kur'a)ndan
حَتَّىٰ kadar
تَأْتِيَهُمُ kendilerine gelinceye
ٱلسَّاعَةُ o sa'at
بَغْتَةً ansızın
أَوْ yahut
يَأْتِيَهُمْ kendilerine gelinceye kadar
عَذَابُ azabı
يَوْمٍ günün
عَقِيمٍ kısır (hayırsız)
55
22:56
ٱلْمُلْكُ mülk
يَوْمَئِذٍۢ o gün
لِّلَّهِ Allah'ındır
يَحْكُمُ hükmeder
بَيْنَهُمْ ۚ onların aralarında
فَٱلَّذِينَ kimseler
ءَامَنُوا۟ inananlar
وَعَمِلُوا۟ ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler
فِى cennetlerindedirler
جَنَّـٰتِ Gardens
ٱلنَّعِيمِ ni'met
56
22:57
وَٱلَّذِينَ ve
كَفَرُوا۟ inkar edenler
وَكَذَّبُوا۟ ve yalanlayanlar
بِـَٔايَـٰتِنَا ayetlerimizi
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte onlar
لَهُمْ onlara vardır
عَذَابٌۭ bir azab
مُّهِينٌۭ alçaltan
57
22:58
وَٱلَّذِينَ ve kimseler
هَاجَرُوا۟ hicret eden(ler)
فِى yolunda
سَبِيلِ (the) way
ٱللَّهِ Allah
ثُمَّ sonra
قُتِلُوٓا۟ öldürülenler
أَوْ veya
مَاتُوا۟ ölenler
لَيَرْزُقَنَّهُمُ onları rızıklandıracaktır
ٱللَّهُ Allah
رِزْقًا bir rızıkla
حَسَنًۭا ۚ en güzel
وَإِنَّ ve doğrusu
ٱللَّهَ Allah
لَهُوَ elbette o
خَيْرُ en hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَ rızık verenlerin
58
22:59
لَيُدْخِلَنَّهُم elbette onları sokacaktır
مُّدْخَلًۭا bir yere
يَرْضَوْنَهُۥ ۗ razı olacakları
وَإِنَّ ve doğrusu
ٱللَّهَ Allah
لَعَلِيمٌ bilendir
حَلِيمٌۭ halimdir
59
22:60
۞ ذَٰلِكَ işte böyle
وَمَنْ ve kim
عَاقَبَ ceza verir de
بِمِثْلِ dengiyle
مَا yapılan cezanın
عُوقِبَ he was made to suffer
بِهِۦ kendisine
ثُمَّ sonra
بُغِىَ tekrar saldırılırsa
عَلَيْهِ kendisine
لَيَنصُرَنَّهُ elbette ona yardım eder
ٱللَّهُ ۗ Allah
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
لَعَفُوٌّ affedendir
غَفُورٌۭ bağışlayındır
60
22:61
ذَٰلِكَ işte böyle
بِأَنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
يُولِجُ sokar
ٱلَّيْلَ geceyi
فِى içine
ٱلنَّهَارِ gündüzün
وَيُولِجُ ve sokar
ٱلنَّهَارَ gündüzü
فِى içine
ٱلَّيْلِ gecenin
وَأَنَّ ve doğrusu
ٱللَّهَ Allah
سَمِيعٌۢ işitendir
بَصِيرٌۭ görendir
61
22:62
ذَٰلِكَ işte böyle
بِأَنَّ çünkü
ٱللَّهَ Allah
هُوَ o
ٱلْحَقُّ Hak'tır
وَأَنَّ ve gerçekten
مَا şeyler
يَدْعُونَ yalvardıkları
مِن O'ndan başka
دُونِهِۦ besides Him
هُوَ o
ٱلْبَـٰطِلُ batıldır
وَأَنَّ ve gerçek şu ki
ٱللَّهَ Allah
هُوَ O
ٱلْعَلِىُّ çok yücedir
ٱلْكَبِيرُ çok büyüktür
62
22:63
أَلَمْ görmedin mi
تَرَ you see
أَنَّ kesinlikle
ٱللَّهَ Allah
أَنزَلَ indirir
مِنَ gökten
ٱلسَّمَآءِ the sky
مَآءًۭ bir su
فَتُصْبِحُ böylece olur
ٱلْأَرْضُ yeryüzü
مُخْضَرَّةً ۗ yemyeşil
إِنَّ doğrusu
ٱللَّهَ Allah
لَطِيفٌ latiftir
خَبِيرٌۭ habirdir
63
22:64
لَّهُۥ hep O'nundur
مَا ne varsa
فِى göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens
وَمَا ve ne varsa
فِى yerde
ٱلْأَرْضِ ۗ the earth
وَإِنَّ ve ancak
ٱللَّهَ Allah
لَهُوَ işte O'dur
ٱلْغَنِىُّ zengin olan
ٱلْحَمِيدُ övülmeğe layık olan
64
22:65
أَلَمْ görmedin mi?
تَرَ you see
أَنَّ ki
ٱللَّهَ Allah
سَخَّرَ buyruğunuza verdi
لَكُم sizin
مَّا olanları
فِى yerde
ٱلْأَرْضِ the earth
وَٱلْفُلْكَ ve gemileri
تَجْرِى akıp giden
فِى denizde
ٱلْبَحْرِ the sea
بِأَمْرِهِۦ emriyle
وَيُمْسِكُ ve tutuyor
ٱلسَّمَآءَ göğü
أَن diye
تَقَعَ düşmesin
عَلَى üstüne
ٱلْأَرْضِ yerin
إِلَّا dışında
بِإِذْنِهِۦٓ ۗ O'nun izni
إِنَّ çünkü
ٱللَّهَ Allah
بِٱلنَّاسِ insanlara
لَرَءُوفٌۭ çok şefkatlidir
رَّحِيمٌۭ çok merhametlidir
65
22:66
وَهُوَ ve O'dur
ٱلَّذِىٓ sizi dirilten
أَحْيَاكُمْ gave you life
ثُمَّ sonra
يُمِيتُكُمْ sizi öldüren
ثُمَّ sonra (yine)
يُحْيِيكُمْ ۗ sizi dirilten
إِنَّ gerçekten
ٱلْإِنسَـٰنَ insan
لَكَفُورٌۭ çok nankördür
66
22:67
لِّكُلِّ her
أُمَّةٍۢ ümmete
جَعَلْنَا belirledik
مَنسَكًا ibadet şekli
هُمْ onların
نَاسِكُوهُ ۖ uydukları
فَلَا asla
يُنَـٰزِعُنَّكَ seninle çekişmesinler
فِى bu işte
ٱلْأَمْرِ ۚ the matter
وَٱدْعُ çağır
إِلَىٰ Rabbine
رَبِّكَ ۖ your Lord
إِنَّكَ kuşkusuz sen
لَعَلَىٰ üzerindesin
هُدًۭى bir yol
مُّسْتَقِيمٍۢ dosdoğru
67
22:68
وَإِن ve eğer
جَـٰدَلُوكَ seninle mücadele ederlerse
فَقُلِ de ki
ٱللَّهُ Allah
أَعْلَمُ daha iyi bilir
بِمَا şeyleri
تَعْمَلُونَ yaptıklarınız
68
22:69
ٱللَّهُ Allah
يَحْكُمُ hükmedecektir
بَيْنَكُمْ aranızda
يَوْمَ günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ kıyamet
فِيمَا hususlarda
كُنتُمْ olduğunuz
فِيهِ onda
تَخْتَلِفُونَ ayrılığa düşüyor
69
22:70
أَلَمْ bilmez misin?
تَعْلَمْ you know
أَنَّ kuşkusuz
ٱللَّهَ Allah
يَعْلَمُ bilir
مَا ne varsa
فِى gökte
ٱلسَّمَآءِ the heaven
وَٱلْأَرْضِ ۗ ve yerde
إِنَّ kuşkusuz
ذَٰلِكَ bunların hepsi
فِى bir Kitaptadır
كِتَـٰبٍ ۚ a Record
إِنَّ şüphesiz
ذَٰلِكَ bu
عَلَى için
ٱللَّهِ Allah
يَسِيرٌۭ kolaydır
70
22:71
وَيَعْبُدُونَ ve tapıyorlar
مِن şeylere
دُونِ dışında
ٱللَّهِ Allah'ın
مَا indirmemiştir
لَمْ not
يُنَزِّلْ He (has) sent down
بِهِۦ onlara
سُلْطَـٰنًۭا hiçbir delil
وَمَا ve
لَيْسَ yoktur
لَهُم kendilerinin
بِهِۦ onun hakkında
عِلْمٌۭ ۗ bir bilgileri
وَمَا ve yoktur
لِلظَّـٰلِمِينَ o zalimlerin
مِن hiçbir
نَّصِيرٍۢ yardımcısı
71
22:72
وَإِذَا ve zaman
تُتْلَىٰ okunduğu
عَلَيْهِمْ kendilerine
ءَايَـٰتُنَا ayetlerimiz
بَيِّنَـٰتٍۢ apaçık
تَعْرِفُ anlarsın
فِى yüzlerinde
وُجُوهِ (the) faces
ٱلَّذِينَ kimselerin
كَفَرُوا۟ inkar eden
ٱلْمُنكَرَ ۖ hoşnutsuzluk
يَكَادُونَ neredeyse
يَسْطُونَ üzerine saldıracaklar
بِٱلَّذِينَ okuyanların
يَتْلُونَ recite
عَلَيْهِمْ kendilerine
ءَايَـٰتِنَا ۗ ayetlerimizi
قُلْ de ki
أَفَأُنَبِّئُكُم size haber vereyim mi?
بِشَرٍّۢ daha kötü bir şey
مِّن bundan
ذَٰلِكُمُ ۗ that
ٱلنَّارُ ateş!
وَعَدَهَا ve onu va'detmiştir
ٱللَّهُ Allah
ٱلَّذِينَ kimselere
كَفَرُوا۟ ۖ inkar eden
وَبِئْسَ ve ne kötü
ٱلْمَصِيرُ sondur
72
22:73
يَـٰٓأَيُّهَا ey
ٱلنَّاسُ insanlar
ضُرِبَ size verildi
مَثَلٌۭ bir temsil
فَٱسْتَمِعُوا۟ dinleyin
لَهُۥٓ ۚ onu
إِنَّ şüphesiz
ٱلَّذِينَ yalvardıklarınız
تَدْعُونَ you invoke
مِن başka
دُونِ besides Allah
ٱللَّهِ Allah'tan
لَن yaratamazlar
يَخْلُقُوا۟ create
ذُبَابًۭا bir sinek dahi
وَلَوِ şayet
ٱجْتَمَعُوا۟ bir araya toplansalar
لَهُۥ ۖ onların hepsi
وَإِن ve eğer
يَسْلُبْهُمُ onlardan kapsa
ٱلذُّبَابُ sinek
شَيْـًۭٔا bir şey
لَّا bunu kurtaramazlar
يَسْتَنقِذُوهُ they (could) take it back
مِنْهُ ۚ ondan
ضَعُفَ aciz
ٱلطَّالِبُ isteyen de
وَٱلْمَطْلُوبُ istenen de
73
22:74
مَا takdir edemediler
قَدَرُوا۟ they (have) estimated
ٱللَّهَ Allah'ı
حَقَّ hakkıyle
قَدْرِهِۦٓ ۗ kadrini
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
لَقَوِىٌّ kuvvetlidir
عَزِيزٌ üstündür
74
22:75
ٱللَّهُ Allah
يَصْطَفِى seçer
مِنَ meleklerden
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ the Angels
رُسُلًۭا elçiler
وَمِنَ ve
ٱلنَّاسِ ۚ insanlardan
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
سَمِيعٌۢ işitendir
بَصِيرٌۭ görendir
75
22:76
يَعْلَمُ bilir
مَا olanı
بَيْنَ arasında (önlerinde)
أَيْدِيهِمْ elleri (önlerinde)
وَمَا ve olanı
خَلْفَهُمْ ۗ arkalarında
وَإِلَى ve
ٱللَّهِ Allah'a
تُرْجَعُ döndürülür
ٱلْأُمُورُ bütün işler
76
22:77
يَـٰٓأَيُّهَا ey
ٱلَّذِينَ kimseler
ءَامَنُوا۟ inanan
ٱرْكَعُوا۟ rüku' edin
وَٱسْجُدُوا۟ ve secde edin
وَٱعْبُدُوا۟ ve ibadet edin
رَبَّكُمْ Rabbinize
وَٱفْعَلُوا۟ ve işleyin
ٱلْخَيْرَ hayır
لَعَلَّكُمْ umulur ki
تُفْلِحُونَ ۩ kurtuluşa erersiniz
77
22:78
وَجَـٰهِدُوا۟ ve cihad edin
فِى uğrunda
ٱللَّهِ Allah
حَقَّ hakkıyla
جِهَادِهِۦ ۚ cihadın
هُوَ O
ٱجْتَبَىٰكُمْ sizi seçti
وَمَا ve
جَعَلَ yüklemedi
عَلَيْكُمْ size
فِى dinde
ٱلدِّينِ the religion
مِنْ hiç bir
حَرَجٍۢ ۚ güçlük
مِّلَّةَ dinine
أَبِيكُمْ babanız
إِبْرَٰهِيمَ ۚ İbrahim'in
هُوَ O
سَمَّىٰكُمُ size adını verdi
ٱلْمُسْلِمِينَ müslümanlar
مِن bundan önce
قَبْلُ before
وَفِى ve
هَـٰذَا bu(Kur'a)nda
لِيَكُونَ olması için
ٱلرَّسُولُ Elçi'nin
شَهِيدًا şahid
عَلَيْكُمْ size
وَتَكُونُوا۟ ve sizin olmanız için
شُهَدَآءَ şahid
عَلَى üzerine
ٱلنَّاسِ ۚ insanlar
فَأَقِيمُوا۟ haydi kılın
ٱلصَّلَوٰةَ namazı
وَءَاتُوا۟ ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ zekatı
وَٱعْتَصِمُوا۟ ve sarılın
بِٱللَّهِ Allah'a
هُوَ O'dur
مَوْلَىٰكُمْ ۖ mevlanız (sahibiniz)
فَنِعْمَ ne güzel
ٱلْمَوْلَىٰ mevladır
وَنِعْمَ ve ne güzel
ٱلنَّصِيرُ yardımcıdır
78
← Sure Listesine Dön