Meryem
مريم
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
19:1
كٓهيعٓصٓ
Kaf ha ya 'ayn sad
1
19:2
ذِكْرُ
bu anmasıdır'
رَحْمَتِ
rahmetini
رَبِّكَ
Rabbinin
عَبْدَهُۥ
kulu
زَكَرِيَّآ
Zekeriyya'ya
2
19:3
إِذْ
hani
نَادَىٰ
yalvarmıştı
رَبَّهُۥ
Rabbine
نِدَآءً
bir seslenişle
خَفِيًّۭا
gizli
3
19:4
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
إِنِّى
şüphesiz ben
وَهَنَ
gevşedi
ٱلْعَظْمُ
kemik(lerim)
مِنِّى
benim
وَٱشْتَعَلَ
ve tutuştu
ٱلرَّأْسُ
başım
شَيْبًۭا
ihtiyarlık aleviyle
وَلَمْ
ve
أَكُنۢ
olmadım
بِدُعَآئِكَ
sana du'a ile
رَبِّ
Rabbim
شَقِيًّۭا
bahtsız
4
19:5
وَإِنِّى
doğrusu ben
خِفْتُ
korktum
ٱلْمَوَٰلِىَ
yerime geçecek yakınlarımdan
مِن
arkamdan
وَرَآءِى
after me
وَكَانَتِ
ve
ٱمْرَأَتِى
karım da
عَاقِرًۭا
kısırdır
فَهَبْ
(Ne olur) lutfet
لِى
bana
مِن
katından
لَّدُنكَ
Yourself
وَلِيًّۭا
bir veli(aht)
5
19:6
يَرِثُنِى
bana mirasçı olsun
وَيَرِثُ
ve mirasçı olsun
مِنْ
oğullarına
ءَالِ
(the) family
يَعْقُوبَ ۖ
Ya'kub
وَٱجْعَلْهُ
ve onu yap
رَبِّ
Rabbim
رَضِيًّۭا
razı olduklarından
6
19:7
يَـٰزَكَرِيَّآ
Ey Zekeriyya
إِنَّا
şüphesiz biz
نُبَشِّرُكَ
sana müjdeleriz
بِغُلَـٰمٍ
bir oğul
ٱسْمُهُۥ
onun adı
يَحْيَىٰ
Yahya'dır
لَمْ
yapmadık
نَجْعَل
We (have) assigned
لَّهُۥ
ona
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
سَمِيًّۭا
adaş
7
19:8
قَالَ
dedi ki
رَبِّ
Rabbim
أَنَّىٰ
nasıl olur?
يَكُونُ
benim
لِى
I have
غُلَـٰمٌۭ
oğlum
وَكَانَتِ
ve
ٱمْرَأَتِى
karım da
عَاقِرًۭا
kısırdır
وَقَدْ
ve gerçekten
بَلَغْتُ
ben ulaştım
مِنَ
ihtiyarlığın
ٱلْكِبَرِ
the old age
عِتِيًّۭا
son sınırına
8
19:9
قَالَ
dedi ki
كَذَٰلِكَ
öyledir
قَالَ
dedi;
رَبُّكَ
senin Rabbin
هُوَ
O
عَلَىَّ
bana
هَيِّنٌۭ
kolaydır
وَقَدْ
ve gerçekten
خَلَقْتُكَ
seni de yaratmıştım
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
وَلَمْ
ve değilken
تَكُ
sen
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
9
19:10
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
ٱجْعَل
(öyle ise) ver
لِّىٓ
bana
ءَايَةًۭ ۚ
bir işaret
قَالَ
dedi
ءَايَتُكَ
senin işaretin
أَلَّا
konuşamamandır
تُكَلِّمَ
you will speak
ٱلنَّاسَ
insanlarla
ثَلَـٰثَ
üç
لَيَالٍۢ
gece
سَوِيًّۭا
sapasağlam olduğun halde
10
19:11
فَخَرَجَ
çıkıp
عَلَىٰ
karşısına
قَوْمِهِۦ
kavminin
مِنَ
ma'bedden
ٱلْمِحْرَابِ
the prayer chamber
فَأَوْحَىٰٓ
işaret etti
إِلَيْهِمْ
onlara
أَن
diye
سَبِّحُوا۟
tesbih edin
بُكْرَةًۭ
sabah
وَعَشِيًّۭا
ve akşam
11
19:12
يَـٰيَحْيَىٰ
Ey Yahya
خُذِ
tut
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
بِقُوَّةٍۢ ۖ
kuvvetle
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ve ona verdik
ٱلْحُكْمَ
hikmet
صَبِيًّۭا
çocuk iken
12
19:13
وَحَنَانًۭا
ve bir rahmet
مِّن
katımızdan
لَّدُنَّا
Us
وَزَكَوٰةًۭ ۖ
ve temizlik
وَكَانَ
ve oldu
تَقِيًّۭا
sakınan (bir kimse)
13
19:14
وَبَرًّۢا
ve iyilik ediciydi
بِوَٰلِدَيْهِ
ana babasına
وَلَمْ
ve
يَكُن
değildi
جَبَّارًا
baş kaldıran
عَصِيًّۭا
bir zorba
14
19:15
وَسَلَـٰمٌ
selam olsun!
عَلَيْهِ
ona
يَوْمَ
gün
وُلِدَ
doğduğu
وَيَوْمَ
ve gün
يَمُوتُ
öleceği
وَيَوْمَ
ve gün
يُبْعَثُ
kaldırılacağı
حَيًّۭا
diri olarak
15
19:16
وَٱذْكُرْ
an (hatırla)
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
مَرْيَمَ
Meryem'i
إِذِ
bir zaman
ٱنتَبَذَتْ
o ayrılıp çekilmişti
مِنْ
ailesinden
أَهْلِهَا
her family
مَكَانًۭا
bir yere
شَرْقِيًّۭا
doğu yönünde
16
19:17
فَٱتَّخَذَتْ
çekmişti
مِن
onlarla arasına
دُونِهِمْ
from them
حِجَابًۭا
bir perde
فَأَرْسَلْنَآ
biz de gönderdik
إِلَيْهَا
ona
رُوحَنَا
ruhumuzu (Cebrail'i)
فَتَمَثَّلَ
göründü
لَهَا
ona
بَشَرًۭا
bir insan şeklinde
سَوِيًّۭا
düzgün
17
19:18
قَالَتْ
(Meryem) dedi ki
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أَعُوذُ
sığınırım
بِٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'a
مِنكَ
senden
إِن
eğer
كُنتَ
isen
تَقِيًّۭا
korkuyor
18
19:19
قَالَ
dedi ki
إِنَّمَآ
sadece
أَنَا۠
ben
رَسُولُ
elçisiyim
رَبِّكِ
Rabbinin
لِأَهَبَ
hediye edeyim diye
لَكِ
sana
غُلَـٰمًۭا
bir erkek çocuğu
زَكِيًّۭا
tertemiz
19
19:20
قَالَتْ
dedi
أَنَّىٰ
nasıl
يَكُونُ
olur
لِى
benim
غُلَـٰمٌۭ
oğlum
وَلَمْ
bana dokunmadı
يَمْسَسْنِى
has touched me
بَشَرٌۭ
bir insan
وَلَمْ
ve
أَكُ
ben değilim
بَغِيًّۭا
iffetsiz
20
19:21
قَالَ
dedi
كَذَٰلِكِ
öyledir
قَالَ
dedi
رَبُّكِ
Rabbin
هُوَ
O
عَلَىَّ
bana
هَيِّنٌۭ ۖ
kolaydır
وَلِنَجْعَلَهُۥٓ
onu kılmak için
ءَايَةًۭ
bir mu'cize
لِّلنَّاسِ
insanlara
وَرَحْمَةًۭ
ve bir rahmet
مِّنَّا ۚ
bizden
وَكَانَ
ve olup
أَمْرًۭا
iş
مَّقْضِيًّۭا
karara bağlanarak
21
19:22
۞ فَحَمَلَتْهُ
ona gebe kaldı
فَٱنتَبَذَتْ
ve çekildi
بِهِۦ
onunla
مَكَانًۭا
bir yere
قَصِيًّۭا
uzak
22
19:23
فَأَجَآءَهَا
ve onu getirdi
ٱلْمَخَاضُ
doğum sancısı
إِلَىٰ
dalı(nın altı)na
جِذْعِ
(the) trunk
ٱلنَّخْلَةِ
bir hurma
قَالَتْ
dedi
يَـٰلَيْتَنِى
ey keşke
مِتُّ
ölseydim
قَبْلَ
önce
هَـٰذَا
bundan
وَكُنتُ
ve idim
نَسْيًۭا
unutulsa
مَّنسِيًّۭا
unutulanlar gibi
23
19:24
فَنَادَىٰهَا
ona şöyle seslendi
مِن
altından
تَحْتِهَآ
beneath her
أَلَّا
üzülme
تَحْزَنِى
grieve
قَدْ
gerçekten
جَعَلَ
var etti
رَبُّكِ
Rabbin
تَحْتَكِ
alt tarafında
سَرِيًّۭا
bir su arkı
24
19:25
وَهُزِّىٓ
silkele
إِلَيْكِ
sana doğru
بِجِذْعِ
dalını
ٱلنَّخْلَةِ
hurma
تُسَـٰقِطْ
dökülsün
عَلَيْكِ
üzerine
رُطَبًۭا
olgun hurma
جَنِيًّۭا
taze
25
19:26
فَكُلِى
ye
وَٱشْرَبِى
ve iç
وَقَرِّى
ve aydın olsun
عَيْنًۭا ۖ
gözün
فَإِمَّا
eğer
تَرَيِنَّ
görürsen
مِنَ
insanlardan
ٱلْبَشَرِ
human being
أَحَدًۭا
birini
فَقُولِىٓ
de ki
إِنِّى
şüphesiz ben
نَذَرْتُ
adadım
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman için
صَوْمًۭا
oruç
فَلَنْ
asla
أُكَلِّمَ
konuşmayacağım
ٱلْيَوْمَ
bugün
إِنسِيًّۭا
hiçbir insanla
26
19:27
فَأَتَتْ
getirdi
بِهِۦ
onu
قَوْمَهَا
kavmine
تَحْمِلُهُۥ ۖ
taşıyarak
قَالُوا۟
dediler
يَـٰمَرْيَمُ
Ey Meryem
لَقَدْ
gerçekten
جِئْتِ
sen yaptın
شَيْـًۭٔا
bir iş
فَرِيًّۭا
tuhaf korkunç'
27
19:28
يَـٰٓأُخْتَ
ey kızkardeşi
هَـٰرُونَ
Harun'un
مَا
değildi
كَانَ
was
أَبُوكِ
baban
ٱمْرَأَ
bir adam
سَوْءٍۢ
kötü
وَمَا
ve
كَانَتْ
değildi
أُمُّكِ
annen de
بَغِيًّۭا
iffetsiz
28
19:29
فَأَشَارَتْ
(çocuğu) gösterdi
إِلَيْهِ ۖ
onlara
قَالُوا۟
dediler ki
كَيْفَ
nasıl
نُكَلِّمُ
konuşuruz
مَن
kimseyle
كَانَ
olan
فِى
beşikte
ٱلْمَهْدِ
the cradle
صَبِيًّۭا
çocukla
29
19:30
قَالَ
(Çocuk) dedi
إِنِّى
şüphesiz ben
عَبْدُ
kuluyum
ٱللَّهِ
Allah'ın
ءَاتَىٰنِىَ
bana verdi
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
وَجَعَلَنِى
ve beni yaptı
نَبِيًّۭا
peygamber
30
19:31
وَجَعَلَنِى
ve beni kıldı
مُبَارَكًا
bereketli
أَيْنَ
nerede
مَا
olursam
كُنتُ
I am
وَأَوْصَـٰنِى
ve bana emretti
بِٱلصَّلَوٰةِ
namaz kılmayı
وَٱلزَّكَوٰةِ
ve zekat vermeyi
مَا
olduğum sürece
دُمْتُ
as long as I am
حَيًّۭا
sağ
31
19:32
وَبَرًّۢا
ve iyilik eder (kıldı)
بِوَٰلِدَتِى
anneme
وَلَمْ
ve beni yapmadı
يَجْعَلْنِى
He (has) made me
جَبَّارًۭا
bir zorba
شَقِيًّۭا
baş kaldıran
32
19:33
وَٱلسَّلَـٰمُ
ve esenlik verilmiştir
عَلَىَّ
bana
يَوْمَ
gün
وُلِدتُّ
doğduğum
وَيَوْمَ
ve gün
أَمُوتُ
öleceğim
وَيَوْمَ
ve gün
أُبْعَثُ
kaldırılacağım
حَيًّۭا
diri olarak
33
19:34
ذَٰلِكَ
işte
عِيسَى
Îsa
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ ۚ
Meryem
قَوْلَ
söz
ٱلْحَقِّ
gerçek
ٱلَّذِى
hakkında
فِيهِ
about it
يَمْتَرُونَ
şüphe edip ayrılığa düştükleri
34
19:35
مَا
yakışmaz
كَانَ
(it) is
لِلَّهِ
Allah'a
أَن
edinmek
يَتَّخِذَ
He should take
مِن
hiçbir
وَلَدٍۢ ۖ
çocuk
سُبْحَـٰنَهُۥٓ ۚ
O'nun şanı yücedir
إِذَا
zaman
قَضَىٰٓ
hükmettiği
أَمْرًۭا
bir işi
فَإِنَّمَا
sadece
يَقُولُ
der
لَهُۥ
ona
كُن
ol!
فَيَكُونُ
(o da) olur
35
19:36
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
رَبِّى
benim Rabbimdir
وَرَبُّكُمْ
ve sizin Rabbinizdir
فَٱعْبُدُوهُ ۚ
O'na kulluk edin
هَـٰذَا
işte budur
صِرَٰطٌۭ
yol
مُّسْتَقِيمٌۭ
dosdoğru
36
19:37
فَٱخْتَلَفَ
ayrılığa düştüler
ٱلْأَحْزَابُ
hizipler
مِنۢ
kendi aralarından
بَيْنِهِمْ ۖ
from among them
فَوَيْلٌۭ
artık vay haline
لِّلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟
inkar eden
مِن
ötürü
مَّشْهَدِ
görmekten
يَوْمٍ
bir günü
عَظِيمٍ
büyük
37
19:38
أَسْمِعْ
ne güzel işitirler
بِهِمْ
onlar
وَأَبْصِرْ
ne güzel görürler
يَوْمَ
gün
يَأْتُونَنَا ۖ
bize geldikleri
لَـٰكِنِ
ama
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimler
ٱلْيَوْمَ
bugün
فِى
içindedirler
ضَلَـٰلٍۢ
sapıklık
مُّبِينٍۢ
apaçık
38
19:39
وَأَنذِرْهُمْ
onları uyar
يَوْمَ
gününe (karşı)
ٱلْحَسْرَةِ
hasret
إِذْ
o zaman
قُضِىَ
hükmedilir
ٱلْأَمْرُ
işe
وَهُمْ
onlar
فِى
içinde iken
غَفْلَةٍۢ
gaflet
وَهُمْ
ve onlar
لَا
iman etmezlerken
يُؤْمِنُونَ
believe
39
19:40
إِنَّا
ancak biz
نَحْنُ
biz
نَرِثُ
varis oluruz
ٱلْأَرْضَ
dünyaya
وَمَنْ
ve bulunanlara
عَلَيْهَا
onun üzerinde
وَإِلَيْنَا
ve bize
يُرْجَعُونَ
döndürülürler
40
19:41
وَٱذْكُرْ
an (hatırla)
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
إِبْرَٰهِيمَ ۚ
İbrahim'i
إِنَّهُۥ
gerçekten o
كَانَ
idi
صِدِّيقًۭا
çok doğru
نَّبِيًّا
bir peygamber
41
19:42
إِذْ
hani
قَالَ
demişti ki
لِأَبِيهِ
babasına
يَـٰٓأَبَتِ
ey babacığım
لِمَ
niçin?
تَعْبُدُ
tapıyorsun
مَا
şeylere
لَا
işitmeyen
يَسْمَعُ
hears
وَلَا
ve
يُبْصِرُ
görmeyen
وَلَا
ve
يُغْنِى
yararı olmayan
عَنكَ
sana
شَيْـًۭٔا
hiçbir
42
19:43
يَـٰٓأَبَتِ
ey babacığım
إِنِّى
bana
قَدْ
elbette
جَآءَنِى
bana geldi
مِنَ
bir bilgi
ٱلْعِلْمِ
the knowledge
مَا
sana gelmeyen
لَمْ
not
يَأْتِكَ
came to you
فَٱتَّبِعْنِىٓ
bana uy
أَهْدِكَ
seni ileteyim
صِرَٰطًۭا
bir yola
سَوِيًّۭا
düzgün
43
19:44
يَـٰٓأَبَتِ
ey babacığım
لَا
tapma
تَعْبُدِ
worship
ٱلشَّيْطَـٰنَ ۖ
şeytana
إِنَّ
çünkü
ٱلشَّيْطَـٰنَ
şeytan
كَانَ
Rahman'a
لِلرَّحْمَـٰنِ
to the Most Gracious
عَصِيًّۭا
isyan etmiştir
44
19:45
يَـٰٓأَبَتِ
ey babacığım
إِنِّىٓ
elbette ben
أَخَافُ
korkuyorum
أَن
diye
يَمَسَّكَ
sana dokunacak
عَذَابٌۭ
bir azab
مِّنَ
Rahmandan
ٱلرَّحْمَـٰنِ
the Most Gracious
فَتَكُونَ
o zaman olursun
لِلشَّيْطَـٰنِ
şeytanın
وَلِيًّۭا
dostu
45
19:46
قَالَ
dedi ki
أَرَاغِبٌ
yüz mü çeviriyorsun?
أَنتَ
sen
عَنْ
benim tanrılarımdan
ءَالِهَتِى
my gods
يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ ۖ
Ey İbrahim
لَئِن
eğer
لَّمْ
vazgeçmezsen
تَنتَهِ
you desist
لَأَرْجُمَنَّكَ ۖ
andolsun seni taşlarım
وَٱهْجُرْنِى
benden ayrıl git'
مَلِيًّۭا
uzun süre
46
19:47
قَالَ
dedi
سَلَـٰمٌ
selam
عَلَيْكَ ۖ
sana
سَأَسْتَغْفِرُ
mağfiret dileyeceğim
لَكَ
senin için
رَبِّىٓ ۖ
Rabbimden
إِنَّهُۥ
çünkü O
كَانَ
bana
بِى
to me
حَفِيًّۭا
çok lutufkardır
47
19:48
وَأَعْتَزِلُكُمْ
sizden ayrılıyorum
وَمَا
ve
تَدْعُونَ
yalvardıklarınızdan
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَأَدْعُوا۟
ve yalnız yalvarıyorum
رَبِّى
Rabbime
عَسَىٰٓ
umarım ki
أَلَّآ
olmam
أَكُونَ
I will be
بِدُعَآءِ
yalvarmakla
رَبِّى
Rabbime
شَقِيًّۭا
bahtsız
48
19:49
فَلَمَّا
ne zaman ki
ٱعْتَزَلَهُمْ
onlardan ayrıldı
وَمَا
ve
يَعْبُدُونَ
onların taptıklarından
مِن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَهَبْنَا
biz armağan ettik
لَهُۥٓ
ona
إِسْحَـٰقَ
İshak'ı
وَيَعْقُوبَ ۖ
ve Ya'kub'u
وَكُلًّۭا
ve hepsini
جَعَلْنَا
yaptık
نَبِيًّۭا
peygamber
49
19:50
وَوَهَبْنَا
ve lutfettik
لَهُم
onlara
مِّن
rahmetimizden
رَّحْمَتِنَا
Our Mercy
وَجَعَلْنَا
ve verdik
لَهُمْ
onlar için
لِسَانَ
dili
صِدْقٍ
bir doğruluk
عَلِيًّۭا
yüce
50
19:51
وَٱذْكُرْ
an
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
مُوسَىٰٓ ۚ
Musa'yı da
إِنَّهُۥ
çünkü o
كَانَ
idi
مُخْلَصًۭا
içi temiz
وَكَانَ
ve idi
رَسُولًۭا
bir peygamber
نَّبِيًّۭا
nebi
51
19:52
وَنَـٰدَيْنَـٰهُ
ve ona seslendik
مِن
tarafından
جَانِبِ
(the) side
ٱلطُّورِ
Tur'un
ٱلْأَيْمَنِ
sağ
وَقَرَّبْنَـٰهُ
ve onu yaklaştırdık
نَجِيًّۭا
özel konuşmak için
52
19:53
وَوَهَبْنَا
ve armağan ettik
لَهُۥ
ona
مِن
dolayı
رَّحْمَتِنَآ
acıdığımızdan
أَخَاهُ
kardeşi
هَـٰرُونَ
Harun'u
نَبِيًّۭا
peygamber olarak
53
19:54
وَٱذْكُرْ
an
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
إِسْمَـٰعِيلَ ۚ
İsma'il'i de
إِنَّهُۥ
çünkü o
كَانَ
idi
صَادِقَ
sadık
ٱلْوَعْدِ
sözünde
وَكَانَ
ve idi
رَسُولًۭا
bir peygamber
نَّبِيًّۭا
nebi
54
19:55
وَكَانَ
ve
يَأْمُرُ
emrederdi
أَهْلَهُۥ
halkına
بِٱلصَّلَوٰةِ
namaz kılmayı
وَٱلزَّكَوٰةِ
zekat vermeyi
وَكَانَ
ve idi
عِندَ
yanında
رَبِّهِۦ
Rabbi
مَرْضِيًّۭا
beğenilmişlerden
55
19:56
وَٱذْكُرْ
ve an
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
إِدْرِيسَ ۚ
İdris'i de
إِنَّهُۥ
çünkü o
كَانَ
idi
صِدِّيقًۭا
çok doğru
نَّبِيًّۭا
bir peygamber
56
19:57
وَرَفَعْنَـٰهُ
onu yükseltmiştik
مَكَانًا
bir yere
عَلِيًّا
yüce
57
19:58
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte bunlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
أَنْعَمَ
ni'met verdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِم
kendilerine
مِّنَ
peygamberlerden
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
the Prophets
مِن
neslinden
ذُرِّيَّةِ
(the) offspring
ءَادَمَ
Adem
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
حَمَلْنَا
taşıdıklarımız
مَعَ
ile beraber
نُوحٍۢ
Nuh
وَمِن
ve
ذُرِّيَّةِ
neslindendir
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
وَإِسْرَٰٓءِيلَ
ve İsrail (Ya'kub)
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
هَدَيْنَا
yol gösterdiğimiz
وَٱجْتَبَيْنَآ ۚ
ve seçtiğimiz
إِذَا
zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتُ
ayetleri
ٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'ın
خَرُّوا۟
kapanırlardı
سُجَّدًۭا
secdeye
وَبُكِيًّۭا ۩
ağlayarak
58
19:59
۞ فَخَلَفَ
yerlerine geldi
مِنۢ
onlardan sonra
بَعْدِهِمْ
after them
خَلْفٌ
öyle bir nesil
أَضَاعُوا۟
onlar zayi ettiler
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uydular
ٱلشَّهَوَٰتِ ۖ
şehvetlerine
فَسَوْفَ
yakında
يَلْقَوْنَ
onlar bulacaklardır
غَيًّا
kötülük
59
19:60
إِلَّا
ancak
مَن
kimseler
تَابَ
tevbe eden
وَءَامَنَ
ve inananlar
وَعَمِلَ
ve yapanlar
صَـٰلِحًۭا
iyi işler
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يَدْخُلُونَ
girecekler
ٱلْجَنَّةَ
cennete
وَلَا
ve
يُظْلَمُونَ
haksızlığa uğratılmayacaklardır
شَيْـًۭٔا
hiç
60
19:61
جَنَّـٰتِ
cennetleri(ne gireceklerdir)
عَدْنٍ
Adn
ٱلَّتِى
va'dettiği
وَعَدَ
promised
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahman'ın
عِبَادَهُۥ
kullarına
بِٱلْغَيْبِ ۚ
gıyaben
إِنَّهُۥ
şüphesiz O'nun
كَانَ
va'di
وَعْدُهُۥ
His promise
مَأْتِيًّۭا
yerine gelecektir
61
19:62
لَّا
işitmezler
يَسْمَعُونَ
they will hear
فِيهَا
orada
لَغْوًا
boş söz
إِلَّا
yalnızca
سَلَـٰمًۭا ۖ
selam
وَلَهُمْ
ve hazırdır
رِزْقُهُمْ
rızıkları da
فِيهَا
orada
بُكْرَةًۭ
sabah
وَعَشِيًّۭا
ve akşam
62
19:63
تِلْكَ
işte budur
ٱلْجَنَّةُ
cennet
ٱلَّتِى
vereceğimiz
نُورِثُ
We give (as) inheritance
مِنْ
kullarımızdan
عِبَادِنَا
Our slaves
مَن
korunanlara
كَانَ
is
تَقِيًّۭا
righteous
63
19:64
وَمَا
ve
نَتَنَزَّلُ
biz inmeyiz
إِلَّا
dışında
بِأَمْرِ
emri
رَبِّكَ ۖ
Rabbinin
لَهُۥ
O'na aittir
مَا
olan herşey
بَيْنَ
önümüzde
أَيْدِينَا
(is) before us
وَمَا
ve olan
خَلْفَنَا
arkamızda
وَمَا
ve olan
بَيْنَ
arasında
ذَٰلِكَ ۚ
bunlar
وَمَا
asla değildir
كَانَ
Rabbin
رَبُّكَ
your Lord
نَسِيًّۭا
unutkan
64
19:65
رَّبُّ
Rabbidir
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
yerin
وَمَا
ve şeylerin
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında bulunan
فَٱعْبُدْهُ
O'na kulluk et
وَٱصْطَبِرْ
ve sabret
لِعِبَـٰدَتِهِۦ ۚ
O'na kullukta
هَلْ
biliyormusun?
تَعْلَمُ
you know
لَهُۥ
O'nun
سَمِيًّۭا
adaşını
65
19:66
وَيَقُولُ
ve diyor ki
ٱلْإِنسَـٰنُ
insan
أَءِذَا
zaman mı?
مَا
öldüğüm
مِتُّ
I am dead
لَسَوْفَ
muhakkak
أُخْرَجُ
çıkarılacağım
حَيًّا
diri olarak
66
19:67
أَوَلَا
düşünmüyor mu?
يَذْكُرُ
remember
ٱلْإِنسَـٰنُ
insan
أَنَّا
bizim
خَلَقْنَـٰهُ
onu yarattığımızı
مِن
önceden
قَبْلُ
before
وَلَمْ
ve
يَكُ
değilken
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
67
19:68
فَوَرَبِّكَ
Rabbine andolsun ki
لَنَحْشُرَنَّهُمْ
onları mutlaka toplayacağız
وَٱلشَّيَـٰطِينَ
ve şeytanları
ثُمَّ
sonra
لَنُحْضِرَنَّهُمْ
onları bulunduracağız
حَوْلَ
çevresinde
جَهَنَّمَ
cehennemin
جِثِيًّۭا
diz çökmüş vaziyette
68
19:69
ثُمَّ
sonra
لَنَنزِعَنَّ
ayıracağız
مِن
her
كُلِّ
every
شِيعَةٍ
milletten
أَيُّهُمْ
hangisinin
أَشَدُّ
en çok
عَلَى
karşı
ٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'a
عِتِيًّۭا
isyan edeni
69
19:70
ثُمَّ
sonra
لَنَحْنُ
elbette biz
أَعْلَمُ
daha iyi biliriz
بِٱلَّذِينَ
kimlerin
هُمْ
onlar
أَوْلَىٰ
uygun olduğunu
بِهَا
oraya
صِلِيًّۭا
girmeğe
70
19:71
وَإِن
ve yoktur
مِّنكُمْ
içinizden
إِلَّا
hiç kimse
وَارِدُهَا ۚ
oraya gitmeyecek
كَانَ
(bu)
عَلَىٰ
üzerine
رَبِّكَ
Rabbinin
حَتْمًۭا
bir borçtur
مَّقْضِيًّۭا
kesin
71
19:72
ثُمَّ
sonra
نُنَجِّى
kurtarırız
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ٱتَّقَوا۟
muttakileri (sakınanları)
وَّنَذَرُ
ve bırakırız
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimleri
فِيهَا
orada
جِثِيًّۭا
diz üstü çökmüş olarak
72
19:73
وَإِذَا
ve zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
قَالَ
derler
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar edenler
لِلَّذِينَ
kimseler için
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَىُّ
hangisinin
ٱلْفَرِيقَيْنِ
iki topluluktan
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
مَّقَامًۭا
makamı
وَأَحْسَنُ
ve daha güzeldir?
نَدِيًّۭا
meclisi (mevkii)
73
19:74
وَكَمْ
ve nice
أَهْلَكْنَا
helak ettik
قَبْلَهُم
onlardan önce
مِّن
nesiller
قَرْنٍ
a generation
هُمْ
onlar
أَحْسَنُ
daha güzeldi
أَثَـٰثًۭا
eşyaca
وَرِءْيًۭا
ve gösterişce
74
19:75
قُلْ
de ki
مَن
kim
كَانَ
ise
فِى
içinde
ٱلضَّلَـٰلَةِ
sapıklık
فَلْيَمْدُدْ
süre versin
لَهُ
ona
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahman
مَدًّا ۚ
bi süre
حَتَّىٰٓ
nihayet;
إِذَا
zaman
رَأَوْا۟
gördükleri
مَا
şeyleri
يُوعَدُونَ
va'dedildikleri
إِمَّا
ya
ٱلْعَذَابَ
azabı
وَإِمَّا
veya
ٱلسَّاعَةَ
(duruşma) sa'ati(ni)
فَسَيَعْلَمُونَ
bileceklerdir
مَنْ
kimin
هُوَ
o
شَرٌّۭ
daha kötüdür
مَّكَانًۭا
mekanı
وَأَضْعَفُ
ve daha zayıftır
جُندًۭا
adamları
75
19:76
وَيَزِيدُ
ve artırır
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimselerin
ٱهْتَدَوْا۟
yola gelen(lerin)
هُدًۭى ۗ
hidayetini
وَٱلْبَـٰقِيَـٰتُ
ve kalıcı olan
ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ
yararlı işler
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
عِندَ
yanında
رَبِّكَ
Rabbinin
ثَوَابًۭا
mükafat bakımından
وَخَيْرٌۭ
ve daha iyidir
مَّرَدًّا
varılacak yer bakımından
76
19:77
أَفَرَءَيْتَ
gördün mü?
ٱلَّذِى
kimseleri
كَفَرَ
inkar eden(leri)
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَقَالَ
ve diyeni
لَأُوتَيَنَّ
bana verilecek
مَالًۭا
mal
وَوَلَدًا
ve evlad
77
19:78
أَطَّلَعَ
bildi mi?
ٱلْغَيْبَ
gaybı
أَمِ
yoksa
ٱتَّخَذَ
aldı mı?
عِندَ
huzurunda
ٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'ın
عَهْدًۭا
bir söz
78
19:79
كَلَّا ۚ
hayır
سَنَكْتُبُ
biz yazacağız
مَا
şeyi
يَقُولُ
onun dediği
وَنَمُدُّ
ve uzatacağız
لَهُۥ
onun için
مِنَ
azabı
ٱلْعَذَابِ
the punishment
مَدًّۭا
uzattıkça
79
19:80
وَنَرِثُهُۥ
ve varis olacağız
مَا
şeye
يَقُولُ
dediği
وَيَأْتِينَا
ve o bize gelecek
فَرْدًۭا
tek başına
80
19:81
وَٱتَّخَذُوا۟
ve edindiler
مِن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
ءَالِهَةًۭ
tanrılar
لِّيَكُونُوا۟
olsun diye
لَهُمْ
kendilerine
عِزًّۭا
itibar
81
19:82
كَلَّا ۚ
hayır
سَيَكْفُرُونَ
inkar edecekler
بِعِبَادَتِهِمْ
bunların tapmalarını
وَيَكُونُونَ
ve olacaklardır
عَلَيْهِمْ
bunlara
ضِدًّا
zıd
82
19:83
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
أَنَّآ
biz
أَرْسَلْنَا
gönderdik
ٱلشَّيَـٰطِينَ
şeytanları
عَلَى
üzerine
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler
تَؤُزُّهُمْ
onları kışkırtıyorlar
أَزًّۭا
kışkırttıkça
83
19:84
فَلَا
asla
تَعْجَلْ
acele etme
عَلَيْهِمْ ۖ
onlar hakkında
إِنَّمَا
elbette
نَعُدُّ
biz sayıyoruz
لَهُمْ
onlar için
عَدًّۭا
saydıkça
84
19:85
يَوْمَ
o gün
نَحْشُرُ
toplayacağız
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakileri (sakınanları)
إِلَى
huzurunda
ٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahmanın
وَفْدًۭا
konuk olarak
85
19:86
وَنَسُوقُ
ve süreceğiz
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluları da
إِلَىٰ
cehenneme
جَهَنَّمَ
Hell
وِرْدًۭا
yaya ve susuz olarak
86
19:87
لَّا
asla
يَمْلِكُونَ
güçleri yetmeyecektir
ٱلشَّفَـٰعَةَ
şefa'ate
إِلَّا
dışındakilerin
مَنِ
kimselerin
ٱتَّخَذَ
alan
عِندَ
huzurunda
ٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'ın
عَهْدًۭا
söz
87
19:88
وَقَالُوا۟
ve dediler
ٱتَّخَذَ
edindi
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahman
وَلَدًۭا
çocuk
88
19:89
لَّقَدْ
andolsun ki
جِئْتُمْ
siz bulundunuz
شَيْـًٔا
bir şeyde (cür'ette)
إِدًّۭا
pek kötü
89
19:90
تَكَادُ
neredeyse
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
gökler
يَتَفَطَّرْنَ
çatlayacak
مِنْهُ
ondan dolayı
وَتَنشَقُّ
ve yarılacak
ٱلْأَرْضُ
yer
وَتَخِرُّ
ve dağılacak
ٱلْجِبَالُ
dağlar
هَدًّا
yıkılıp
90
19:91
أَن
iddia etmelerinden
دَعَوْا۟
they invoke
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman için
وَلَدًۭا
çocuk
91
19:92
وَمَا
ve
يَنۢبَغِى
yakışmaz
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'a
أَن
edinmek
يَتَّخِذَ
He should take
وَلَدًا
çocuk
92
19:93
إِن
hepsi
كُلُّ
all
مَن
kimselerin
فِى
bulunan
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerde
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
إِلَّآ
ancak
ءَاتِى
gelecektir
ٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'a
عَبْدًۭا
kul olarak
93
19:94
لَّقَدْ
muhakkak
أَحْصَىٰهُمْ
onları kuşatmış
وَعَدَّهُمْ
ve onları saymıştır
عَدًّۭا
bir bir
94
19:95
وَكُلُّهُمْ
ve onların hepsi
ءَاتِيهِ
O'na gelecektir
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فَرْدًا
tek başına
95
19:96
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler (için)
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar (için)
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
faydalı işler
سَيَجْعَلُ
yaratacaktır
لَهُمُ
onlar için
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahman
وُدًّۭا
bir sevgi
96
19:97
فَإِنَّمَا
şüphesiz biz
يَسَّرْنَـٰهُ
O'nu kolaylaştırdık
بِلِسَانِكَ
senin diline
لِتُبَشِّرَ
müjdelemen için
بِهِ
onunla
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakileri (sakınanları)
وَتُنذِرَ
ve uyarman için
بِهِۦ
onunla
قَوْمًۭا
bir kavmi
لُّدًّۭا
inatçı
97
19:98
وَكَمْ
ve nicesini
أَهْلَكْنَا
helak ettik
قَبْلَهُم
onlardan önce
مِّن
nesillerden
قَرْنٍ
a generation
هَلْ
hissediyormusun?
تُحِسُّ
you perceive
مِنْهُم
onlardan
مِّنْ
hiç
أَحَدٍ
birini
أَوْ
yahut
تَسْمَعُ
işitiyor (musun?)
لَهُمْ
onların
رِكْزًۢا
cılız bir sesini
98