Yükleniyor...

Lütfen bekleyiniz

/

Mü'minûn

المؤمنون

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
23:1
قَدْ andolsun
أَفْلَحَ felaha ulaştı
ٱلْمُؤْمِنُونَ mü'minler
1
23:2
ٱلَّذِينَ ki
هُمْ onlar
فِى namazlarında
صَلَاتِهِمْ their prayers
خَـٰشِعُونَ saygılıdırlar
2
23:3
وَٱلَّذِينَ ve
هُمْ onlar
عَنِ boş şeylerden
ٱللَّغْوِ the vain talk
مُعْرِضُونَ yüz çevirirler
3
23:4
وَٱلَّذِينَ ve
هُمْ onlar
لِلزَّكَوٰةِ zekatı
فَـٰعِلُونَ verirler
4
23:5
وَٱلَّذِينَ ve
هُمْ onlar
لِفُرُوجِهِمْ ırzlarını
حَـٰفِظُونَ korurlar
5
23:6
إِلَّا ancak hariç
عَلَىٰٓ eşleri
أَزْوَٰجِهِمْ their spouses
أَوْ yahut
مَا (cariyeler)
مَلَكَتْ sahip oldukları
أَيْمَـٰنُهُمْ ellerinin
فَإِنَّهُمْ elbette onlar
غَيْرُ değildir
مَلُومِينَ kınanacak
6
23:7
فَمَنِ o halde kim
ٱبْتَغَىٰ gitmek isterse
وَرَآءَ ötesine
ذَٰلِكَ bunun
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte
هُمُ onlar
ٱلْعَادُونَ haddi aşanlardır
7
23:8
وَٱلَّذِينَ ve
هُمْ onlar
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ emanetlerine
وَعَهْدِهِمْ ve ahidlerine
رَٰعُونَ özen gösterirler
8
23:9
وَٱلَّذِينَ ve
هُمْ onlar
عَلَىٰ namazlarını
صَلَوَٰتِهِمْ their prayers
يُحَافِظُونَ korurlar
9
23:10
أُو۟لَـٰٓئِكَ işte
هُمُ onlardır
ٱلْوَٰرِثُونَ varis olacaklar
10
23:11
ٱلَّذِينَ onlar ki
يَرِثُونَ varis olacaklar
ٱلْفِرْدَوْسَ Firdevs'e
هُمْ onlar
فِيهَا orada
خَـٰلِدُونَ ebedi kalacaklardır
11
23:12
وَلَقَدْ ve andolsun
خَلَقْنَا biz yarattık
ٱلْإِنسَـٰنَ insanı
مِن süzmesinden
سُلَـٰلَةٍۢ an essence
مِّن çamurun
طِينٍۢ clay
12
23:13
ثُمَّ sonra
جَعَلْنَـٰهُ onu koyduk
نُطْفَةًۭ bir nutfe (sperm) olarak
فِى bir karar yerine
قَرَارٍۢ a resting place
مَّكِينٍۢ sağlam
13
23:14
ثُمَّ sonra
خَلَقْنَا çevirdik
ٱلنُّطْفَةَ nutfeyi
عَلَقَةًۭ alaka(embriyo)ya
فَخَلَقْنَا sonra çevirdik
ٱلْعَلَقَةَ alaka(embriyo)yı
مُضْغَةًۭ bir çiğnemlik ete
فَخَلَقْنَا sonre çevirdik
ٱلْمُضْغَةَ bir çiğnemlik eti
عِظَـٰمًۭا kemiklere
فَكَسَوْنَا sonre giydirdik
ٱلْعِظَـٰمَ kemiklere
لَحْمًۭا et
ثُمَّ sonra
أَنشَأْنَـٰهُ onu yaptık
خَلْقًا bir yaratık
ءَاخَرَ ۚ bambaşka
فَتَبَارَكَ ne yücedir
ٱللَّهُ Allah
أَحْسَنُ en güzeli
ٱلْخَـٰلِقِينَ yaratanların
14
23:15
ثُمَّ sonra
إِنَّكُم şüphesiz siz
بَعْدَ ardından
ذَٰلِكَ bunun
لَمَيِّتُونَ öleceksiniz
15
23:16
ثُمَّ sonra
إِنَّكُمْ muhakkak siz
يَوْمَ günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ kıyamet
تُبْعَثُونَ diriltileceksiniz
16
23:17
وَلَقَدْ ve andolsun
خَلَقْنَا yarattık
فَوْقَكُمْ üstünüzde
سَبْعَ yedi
طَرَآئِقَ tabaka (gök)
وَمَا ve
كُنَّا biz değiliz
عَنِ yaratmaktan
ٱلْخَلْقِ the creation
غَـٰفِلِينَ gafil
17
23:18
وَأَنزَلْنَا ve indirdik
مِنَ gökten
ٱلسَّمَآءِ the sky
مَآءًۢ su
بِقَدَرٍۢ belli ölçüde
فَأَسْكَنَّـٰهُ ve onu durdurduk
فِى yerde
ٱلْأَرْضِ ۖ the earth
وَإِنَّا elbette biz
عَلَىٰ gidermeğe de
ذَهَابٍۭ taking it away
بِهِۦ onu
لَقَـٰدِرُونَ kadiriz
18
23:19
فَأَنشَأْنَا sonra yetiştirdik
لَكُم size
بِهِۦ onunla (suyla)
جَنَّـٰتٍۢ bahçeleri
مِّن hurma
نَّخِيلٍۢ of date-palms
وَأَعْنَـٰبٍۢ ve üzüm
لَّكُمْ sizin için
فِيهَا içlerinde bulunan
فَوَٰكِهُ meyvalar
كَثِيرَةٌۭ birçok
وَمِنْهَا ve onlardan
تَأْكُلُونَ yiyorsunuz
19
23:20
وَشَجَرَةًۭ ve bir ağaç
تَخْرُجُ çıkan
مِن Tur-i-dan
طُورِ Tur-i
سَيْنَآءَ Mount Sinai
تَنۢبُتُ biten
بِٱلدُّهْنِ yağlı olarak
وَصِبْغٍۢ (ekmeklerini) batıracakları
لِّلْـَٔاكِلِينَ yiyenlerin
20
23:21
وَإِنَّ ve şüphesiz
لَكُمْ sizin için vardır
فِى hayvanlarda
ٱلْأَنْعَـٰمِ the cattle
لَعِبْرَةًۭ ۖ ibret
نُّسْقِيكُم size içiriyoruz
مِّمَّا içindekinden
فِى (is) in
بُطُونِهَا karınlarının
وَلَكُمْ ve sizin için
فِيهَا onlarda vardır
مَنَـٰفِعُ faydalar
كَثِيرَةٌۭ daha birçok
وَمِنْهَا ve onlardan
تَأْكُلُونَ yersiniz
21
23:22
وَعَلَيْهَا ve onların üzerinde
وَعَلَى ve üzerinde
ٱلْفُلْكِ gemiler
تُحْمَلُونَ taşınırsınız
22
23:23
وَلَقَدْ ve andolsun
أَرْسَلْنَا biz gönderdik
نُوحًا Nuh'u
إِلَىٰ kavmine
قَوْمِهِۦ his people
فَقَالَ dedi
يَـٰقَوْمِ ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟ kulluk edin
ٱللَّهَ Allah'a
مَا yoktur
لَكُم sizin için
مِّنْ hiçbir
إِلَـٰهٍ ilah
غَيْرُهُۥٓ ۖ O'ndan başka
أَفَلَا korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ you fear
23
23:24
فَقَالَ (şöyle) dedi
ٱلْمَلَؤُا۟ ileri gelenler
ٱلَّذِينَ kimselerden
كَفَرُوا۟ inkar eden
مِن kavminden
قَوْمِهِۦ his people
مَا değildir
هَـٰذَآ bu
إِلَّا başka bir şey
بَشَرٌۭ bir insandan
مِّثْلُكُمْ sizin gibi
يُرِيدُ istiyor
أَن üstün gelmek
يَتَفَضَّلَ assert (his) superiority
عَلَيْكُمْ size
وَلَوْ ve eğer
شَآءَ dileseydi
ٱللَّهُ Allah
لَأَنزَلَ elbette indirirdi
مَلَـٰٓئِكَةًۭ melekleri
مَّا yoktur
سَمِعْنَا işitiğimiz
بِهَـٰذَا böyle bir şey
فِىٓ babalarımızdan
ءَابَآئِنَا our forefathers
ٱلْأَوَّلِينَ geçmişteki
24
23:25
إِنْ değildir
هُوَ O
إِلَّا başka bir şey
رَجُلٌۢ bir adam(dan)
بِهِۦ kendisinde
جِنَّةٌۭ delilik bulunan
فَتَرَبَّصُوا۟ hele gözetleyin
بِهِۦ onu
حَتَّىٰ kadar
حِينٍۢ bir süreye
25
23:26
قَالَ (Nuh) dedi ki
رَبِّ Rabbim
ٱنصُرْنِى bana yardım et
بِمَا karşısında
كَذَّبُونِ yalanlamaları
26
23:27
فَأَوْحَيْنَآ biz de vahyettik
إِلَيْهِ ona
أَنِ ki
ٱصْنَعِ yap
ٱلْفُلْكَ gemiyi
بِأَعْيُنِنَا gözlerimizin önünde
وَوَحْيِنَا ve vahyimizle
فَإِذَا ne zaman ki
جَآءَ gelince
أَمْرُنَا bizim buyruğumuz
وَفَارَ ve kaynayınca
ٱلتَّنُّورُ ۙ tandır
فَٱسْلُكْ sok (bindir)
فِيهَا ona
مِن her (cins)ten
كُلٍّۢ every (kind)
زَوْجَيْنِ çift
ٱثْنَيْنِ iki
وَأَهْلَكَ ve aileni
إِلَّا hariç
مَن kimseler
سَبَقَ geçmiş
عَلَيْهِ alehylerine
ٱلْقَوْلُ söz
مِنْهُمْ ۖ onlar içinde
وَلَا ve
تُخَـٰطِبْنِى bana yalvarma
فِى hakkında
ٱلَّذِينَ kimseler
ظَلَمُوٓا۟ ۖ zulmeden(ler)
إِنَّهُم onlar mutlaka
مُّغْرَقُونَ boğulacaklardır
27
23:28
فَإِذَا zaman
ٱسْتَوَيْتَ yerleştiğiniz
أَنتَ sen
وَمَن ve kimseler
مَّعَكَ yanındaki
عَلَى üzerine
ٱلْفُلْكِ gemi
فَقُلِ de ki
ٱلْحَمْدُ hamdolsun
لِلَّهِ Allah'a
ٱلَّذِى bizi kurtaran
نَجَّىٰنَا (has) saved us
مِنَ kavimden
ٱلْقَوْمِ the people
ٱلظَّـٰلِمِينَ zalim
28
23:29
وَقُل ve de ki
رَّبِّ Rabbim
أَنزِلْنِى beni indir
مُنزَلًۭا bir inişle
مُّبَارَكًۭا mübarek
وَأَنتَ ve sen
خَيْرُ en hayırlısısın
ٱلْمُنزِلِينَ konuklayanların
29
23:30
إِنَّ şüphesiz
فِى vardır
ذَٰلِكَ bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ nice ibretler
وَإِن gerçi
كُنَّا biz
لَمُبْتَلِينَ (onları) sınıyorduk
30
23:31
ثُمَّ sonra
أَنشَأْنَا yetiştirdik
مِنۢ onların ardından
بَعْدِهِمْ after them
قَرْنًا bir nesil
ءَاخَرِينَ başka
31
23:32
فَأَرْسَلْنَا ve gönderdik
فِيهِمْ kendi içlerinden
رَسُولًۭا bir elçi
مِّنْهُمْ onlara
أَنِ diye
ٱعْبُدُوا۟ kulluk edin
ٱللَّهَ Allah'a
مَا yoktur
لَكُم sizin için
مِّنْ hiçbir
إِلَـٰهٍ ilah
غَيْرُهُۥٓ ۖ O'ndan başka
أَفَلَا korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ you fear
32
23:33
وَقَالَ ve dedi ki
ٱلْمَلَأُ ileri gelenler
مِن kavminden
قَوْمِهِ his people
ٱلَّذِينَ inkar edenler
كَفَرُوا۟ disbelieved
وَكَذَّبُوا۟ ve yalanlayanlar
بِلِقَآءِ buluşmasını
ٱلْـَٔاخِرَةِ ahiret
وَأَتْرَفْنَـٰهُمْ ve kendilerine refah verdiklerimiz
فِى hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ the life
ٱلدُّنْيَا dünya
مَا değildir
هَـٰذَآ bu
إِلَّا başka bir şey
بَشَرٌۭ bir insandan
مِّثْلُكُمْ sizin gibi
يَأْكُلُ yiyor
مِمَّا sizin yediğinizden
تَأْكُلُونَ you eat
مِنْهُ ondan
وَيَشْرَبُ ve içiyor
مِمَّا sizin içtiğinizden
تَشْرَبُونَ you drink
33
23:34
وَلَئِنْ ve eğer
أَطَعْتُم ita'at ederseniz
بَشَرًۭا bir insana
مِّثْلَكُمْ sizin gibi
إِنَّكُمْ gerçekten siz
إِذًۭا o takdirde
لَّخَـٰسِرُونَ mutlaka ziyana uğrayanlarsınız
34
23:35
أَيَعِدُكُمْ O size va'dediyor mu?
أَنَّكُمْ siz
إِذَا zaman
مِتُّمْ öldüğünüz
وَكُنتُمْ ve olduğunuz
تُرَابًۭا toprak
وَعِظَـٰمًا ve kemik
أَنَّكُم sizin
مُّخْرَجُونَ (yeniden hayata) çıkarılacağınızı
35
23:36
۞ هَيْهَاتَ heyhat (ne kadar uzak)
هَيْهَاتَ heyhat (ne kadar uzak)
لِمَا şey
تُوعَدُونَ size va'dedilen
36
23:37
إِنْ değildir
هِىَ bu
إِلَّا başka bir şey
حَيَاتُنَا hayatımız(dan)
ٱلدُّنْيَا dünya
نَمُوتُ ölürüz
وَنَحْيَا ve yaşarız
وَمَا ve değiliz
نَحْنُ biz
بِمَبْعُوثِينَ tekrar diriltilecek
37
23:38
إِنْ değildir
هُوَ O
إِلَّا başka bir şey
رَجُلٌ bir adam(dan)
ٱفْتَرَىٰ uyduran
عَلَى hakkında
ٱللَّهِ Allah
كَذِبًۭا yalan
وَمَا ve değiliz
نَحْنُ biz
لَهُۥ ona
بِمُؤْمِنِينَ inanıcı(insan)lar
38
23:39
قَالَ dedi
رَبِّ Rabbim
ٱنصُرْنِى bana yardım et
بِمَا karşısında
كَذَّبُونِ beni yalanlamaları
39
23:40
قَالَ (Allah) dedi ki
عَمَّا az sonra
قَلِيلٍۢ After a little while
لَّيُصْبِحُنَّ onlar olacaklar
نَـٰدِمِينَ pişman
40
23:41
فَأَخَذَتْهُمُ derken onları yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ o korkunç ses
بِٱلْحَقِّ gerçekten
فَجَعَلْنَـٰهُمْ ve onları getirdik
غُثَآءًۭ ۚ sel süprüntüsü haline
فَبُعْدًۭا uzak olsun
لِّلْقَوْمِ kavim
ٱلظَّـٰلِمِينَ o zalim
41
23:42
ثُمَّ sonra
أَنشَأْنَا yetiştirdik
مِنۢ onların ardından
بَعْدِهِمْ after them
قُرُونًا nesiller
ءَاخَرِينَ başka
42
23:43
مَا ileri geçemez
تَسْبِقُ can precede
مِنْ hiçbir
أُمَّةٍ ümmet
أَجَلَهَا süresinden
وَمَا ve
يَسْتَـْٔخِرُونَ geri kalamaz
43
23:44
ثُمَّ sonra
أَرْسَلْنَا gönderdik
رُسُلَنَا elçilerimizi
تَتْرَا ۖ ardı ardına
كُلَّ ne zaman
مَا Every time
جَآءَ geldiyse
أُمَّةًۭ bir ümmete
رَّسُولُهَا elçileri
كَذَّبُوهُ ۚ onlar onu yalanladılar
فَأَتْبَعْنَا biz de onları devirdik
بَعْضَهُم birbiri ardınca
بَعْضًۭا birbiri ardınca
وَجَعَلْنَـٰهُمْ ve hepsini yaptık
أَحَادِيثَ ۚ birer ibret hikayesi
فَبُعْدًۭا uzak olsun
لِّقَوْمٍۢ toplum
لَّا inanmayan
يُؤْمِنُونَ they believe
44
23:45
ثُمَّ sonra
أَرْسَلْنَا gönderdik
مُوسَىٰ Musa'yı
وَأَخَاهُ ve kardeşi
هَـٰرُونَ Harun'u
بِـَٔايَـٰتِنَا ayetlerimizle
وَسُلْطَـٰنٍۢ ve bir delille
مُّبِينٍ apaçık
45
23:46
إِلَىٰ Fir'avn'e
فِرْعَوْنَ Firaun
وَمَلَإِي۟هِۦ ve ileri gelen adamlarına
فَٱسْتَكْبَرُوا۟ onlar büyüklük tasladılar
وَكَانُوا۟ ve oldular
قَوْمًا bir topluluk
عَالِينَ böbürlenen
46
23:47
فَقَالُوٓا۟ dediler
أَنُؤْمِنُ inanacak mıyız?
لِبَشَرَيْنِ şu iki insana
مِثْلِنَا bizim gibi
وَقَوْمُهُمَا iki adamın kavmi
لَنَا bize
عَـٰبِدُونَ kölelik ederken
47
23:48
فَكَذَّبُوهُمَا onları yalanladılar
فَكَانُوا۟ ve oldular
مِنَ helak edilenlerden
ٱلْمُهْلَكِينَ those who were destroyed
48
23:49
وَلَقَدْ ve andolsun
ءَاتَيْنَا biz verdik
مُوسَى Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ Kitabı (Tevrat'ı)
لَعَلَّهُمْ belki onlar
يَهْتَدُونَ doğru yolu bulurlar diye
49
23:50
وَجَعَلْنَا ve kıldık
ٱبْنَ oğlunu
مَرْيَمَ Meryem
وَأُمَّهُۥٓ ve annesini
ءَايَةًۭ bir mu'cize
وَءَاوَيْنَـٰهُمَآ ve onları yerleştirdik
إِلَىٰ bir tepeye
رَبْوَةٍۢ a high ground
ذَاتِ oturmaya uygun
قَرَارٍۢ of tranquility
وَمَعِينٍۢ ve suyu bulunan
50
23:51
يَـٰٓأَيُّهَا ey
ٱلرُّسُلُ elçiler
كُلُوا۟ yeyin
مِنَ güzel şeylerden
ٱلطَّيِّبَـٰتِ the good things
وَٱعْمَلُوا۟ ve yapın
صَـٰلِحًا ۖ yararlı iş
إِنِّى çünkü ben
بِمَا şeyleri
تَعْمَلُونَ yaptıklarınız
عَلِيمٌۭ bilmekteyim
51
23:52
وَإِنَّ ve şüphesiz
هَـٰذِهِۦٓ bu
أُمَّتُكُمْ sizin ümmetiniz
أُمَّةًۭ ümmettir
وَٰحِدَةًۭ bir tek
وَأَنَا۠ ve ben de
رَبُّكُمْ sizin Rabbinizim
فَٱتَّقُونِ benden korkun
52
23:53
فَتَقَطَّعُوٓا۟ fakat parçalayıp ayırdılar
أَمْرَهُم işlerini
بَيْنَهُمْ aralarında
زُبُرًۭا ۖ Kitaplara
كُلُّ her
حِزْبٍۭ gurup
بِمَا bulunanla
لَدَيْهِمْ kendi yanında
فَرِحُونَ sevinmektedir
53
23:54
فَذَرْهُمْ onları bırak
فِى içinde
غَمْرَتِهِمْ gafletleri
حَتَّىٰ kadar
حِينٍ bir süreye
54
23:55
أَيَحْسَبُونَ onlar sanıyorlar mı?
أَنَّمَا ile
نُمِدُّهُم kendilerine verdiğimiz
بِهِۦ mal
مِن of
مَّالٍۢ wealth
وَبَنِينَ ve oğullar
55
23:56
نُسَارِعُ koşuyoruz
لَهُمْ onların
فِى iyiliklerine
ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ the good
بَل bilakis
لَّا değiller
يَشْعُرُونَ onlar farkında
56
23:57
إِنَّ şüphesiz
ٱلَّذِينَ onlar ki
هُم onlar
مِّنْ saygıdan
خَشْيَةِ (the) fear
رَبِّهِم Rablerine
مُّشْفِقُونَ titrerler
57
23:58
وَٱلَّذِينَ ve onlar ki
هُم onlar
بِـَٔايَـٰتِ ayetlerine
رَبِّهِمْ Rablerinin
يُؤْمِنُونَ inanırlar
58
23:59
وَٱلَّذِينَ ve onlar ki
هُم onlar
بِرَبِّهِمْ Rablerine
لَا ortak koşmazlar
يُشْرِكُونَ associate partners
59
23:60
وَٱلَّذِينَ ve onlar ki
يُؤْتُونَ verirler
مَآ şeyi
ءَاتَوا۟ verdikleri
وَّقُلُوبُهُمْ kalbleri
وَجِلَةٌ ürpererek
أَنَّهُمْ şüphesiz onlar
إِلَىٰ Rablerinin huzuruna
رَبِّهِمْ their Lord
رَٰجِعُونَ dönecekler
60
23:61
أُو۟لَـٰٓئِكَ işte onlar
يُسَـٰرِعُونَ koşarlar
فِى hayır işlerine
ٱلْخَيْرَٰتِ the good (deeds)
وَهُمْ ve onlar
لَهَا (hayır) için
سَـٰبِقُونَ önde giderler
61
23:62
وَلَا ve
نُكَلِّفُ biz teklif etmeyiz
نَفْسًا hiç kimseye
إِلَّا başkasını
وُسْعَهَا ۖ gücünün yetiğinden
وَلَدَيْنَا ve katımızda vardır
كِتَـٰبٌۭ bir Kitap
يَنطِقُ söyleyen
بِٱلْحَقِّ ۚ gerçeği
وَهُمْ ve onlara
لَا asla
يُظْلَمُونَ haksızlık edilmez
62
23:63
بَلْ fakat
قُلُوبُهُمْ onların kalbleri
فِى içindedir
غَمْرَةٍۢ gaflet
مِّنْ bundan
هَـٰذَا this
وَلَهُمْ onların vardır ki
أَعْمَـٰلٌۭ işleri
مِّن başka
دُونِ besides
ذَٰلِكَ bundan
هُمْ onlar
لَهَا (hep) o (işler) için
عَـٰمِلُونَ çalışırlar
63
23:64
حَتَّىٰٓ nihayet
إِذَآ zaman
أَخَذْنَا yakaladığımız
مُتْرَفِيهِم varlıklılarını
بِٱلْعَذَابِ azab ile
إِذَا hemen
هُمْ onlar
يَجْـَٔرُونَ feryada başlarlar
64
23:65
لَا artık feryadetmeyin
تَجْـَٔرُوا۟ cry for help
ٱلْيَوْمَ ۖ bugün
إِنَّكُم şüphesiz size
مِّنَّا bize karşı
لَا yardım olunmaz
تُنصَرُونَ will be helped
65
23:66
قَدْ gerçekten
كَانَتْ idi
ءَايَـٰتِى ayetlerim
تُتْلَىٰ okunuyor
عَلَيْكُمْ size
فَكُنتُمْ fakat siz
عَلَىٰٓ üzere
أَعْقَـٰبِكُمْ arkanız
تَنكِصُونَ dönüyordunuz
66
23:67
مُسْتَكْبِرِينَ kibirlenerek
بِهِۦ ona (ayetlerime) karşı
سَـٰمِرًۭا geceleyin
تَهْجُرُونَ saçmalıyordunuz
67
23:68
أَفَلَمْ onlar iyice düşünmediler mi?
يَدَّبَّرُوا۟ they ponder
ٱلْقَوْلَ o sözü (Kur'an'ı)
أَمْ yoksa
جَآءَهُم onlara geldi (mi)?
مَّا bir şey
لَمْ gelmeyen
يَأْتِ (had) come
ءَابَآءَهُمُ atalarına
ٱلْأَوَّلِينَ önceki
68
23:69
أَمْ yoksa
لَمْ tanımadıkları (için mi?)
يَعْرِفُوا۟ they recognize
رَسُولَهُمْ elçilerini
فَهُمْ onlar
لَهُۥ onu
مُنكِرُونَ inkar ediyorlar
69
23:70
أَمْ yoksa
يَقُولُونَ (-mı) diyorlar?
بِهِۦ onda
جِنَّةٌۢ ۚ bir delilik var
بَلْ hayır
جَآءَهُم o kendilerine getirdi
بِٱلْحَقِّ hakkı
وَأَكْثَرُهُمْ fakat çokları
لِلْحَقِّ haktan
كَـٰرِهُونَ hoşlanmıyorlar
70
23:71
وَلَوِ ve eğer
ٱتَّبَعَ uysaydı
ٱلْحَقُّ hak
أَهْوَآءَهُمْ onların keyiflerine
لَفَسَدَتِ bozulur giderdi
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ gökler
وَٱلْأَرْضُ ve yer
وَمَن ve kimseler
فِيهِنَّ ۚ bunların içinde bulunan
بَلْ bilakis
أَتَيْنَـٰهُم biz onlara getirdik
بِذِكْرِهِمْ Zikir'lerini
فَهُمْ fakat onlar
عَن Zikirlerinden
ذِكْرِهِم their reminder
مُّعْرِضُونَ yüz çeviriyorlar
71
23:72
أَمْ yoksa
تَسْـَٔلُهُمْ onlardan istiyor musun?
خَرْجًۭا bir vergi
فَخَرَاجُ vergisi
رَبِّكَ Rabbinin
خَيْرٌۭ ۖ daha hayırlıdır
وَهُوَ ve O
خَيْرُ en hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَ rızık verenlerin
72
23:73
وَإِنَّكَ ve şüphesiz sen
لَتَدْعُوهُمْ onları çağırıyorsun
إِلَىٰ bir yola
صِرَٰطٍۢ (the) Path
مُّسْتَقِيمٍۢ doğru
73
23:74
وَإِنَّ ve kuşkusuz
ٱلَّذِينَ kimseler
لَا inanmayan(lar)
يُؤْمِنُونَ believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ ahirete
عَنِ yoldan
ٱلصِّرَٰطِ the path
لَنَـٰكِبُونَ sapıyorlar
74
23:75
۞ وَلَوْ ve eğer
رَحِمْنَـٰهُمْ biz onlara acısaydık
وَكَشَفْنَا ve kaldırsaydık
مَا olanı
بِهِم kendilerinde
مِّن sıkıntıdan
ضُرٍّۢ (the) hardship
لَّلَجُّوا۟ yine devam ederlerdi
فِى azgınlıklarında
طُغْيَـٰنِهِمْ their transgression
يَعْمَهُونَ bocalamaya
75
23:76
وَلَقَدْ andolsun
أَخَذْنَـٰهُم biz onları yakaladık
بِٱلْعَذَابِ azab ile
فَمَا ama yine
ٱسْتَكَانُوا۟ boyun eğmediler
لِرَبِّهِمْ Rabblerine
وَمَا ve
يَتَضَرَّعُونَ O'na yalvarmıyorlar
76
23:77
حَتَّىٰٓ nihayet
إِذَا zaman
فَتَحْنَا açtığımız
عَلَيْهِم üzerlerine
بَابًۭا kapısı
ذَا bir azab
عَذَابٍۢ of a punishment
شَدِيدٍ şiddetli
إِذَا derhal
هُمْ onlar
فِيهِ O'nun içinde
مُبْلِسُونَ şaşkın ve umutsuz kalırlar
77
23:78
وَهُوَ ve O'dur
ٱلَّذِىٓ inşa eden
أَنشَأَ produced
لَكُمُ sizin için
ٱلسَّمْعَ kulağı
وَٱلْأَبْصَـٰرَ ve gözleri
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ ve gönülleri
قَلِيلًۭا az
مَّا ne kadar
تَشْكُرُونَ şükrediyorsunuz
78
23:79
وَهُوَ ve O'dur
ٱلَّذِى sizi yaratıp yayan
ذَرَأَكُمْ multiplied you
فِى yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ the earth
وَإِلَيْهِ ve O'nun (huzurunda)
تُحْشَرُونَ toplanacaksınız
79
23:80
وَهُوَ ve O'dur
ٱلَّذِى yaşatan
يُحْىِۦ gives life
وَيُمِيتُ ve öldüren
وَلَهُ ve O'nun(eseri)dir
ٱخْتِلَـٰفُ değişmesi
ٱلَّيْلِ gecenin
وَٱلنَّهَارِ ۚ ve gündüzün
أَفَلَا aklınızı kullanmıyor musunuz?
تَعْقِلُونَ you reason
80
23:81
بَلْ hayır
قَالُوا۟ onlar da dediler
مِثْلَ gibi
مَا ne
قَالَ dedi (ise)
ٱلْأَوَّلُونَ evvelkiler
81
23:82
قَالُوٓا۟ dediler ki
أَءِذَا zaman mı?
مِتْنَا öldüğümüz
وَكُنَّا ve olduğumuz
تُرَابًۭا toprak
وَعِظَـٰمًا ve kemik
أَءِنَّا biz mi?
لَمَبْعُوثُونَ diriltileceğiz
82
23:83
لَقَدْ andolsun
وُعِدْنَا yapıldı
نَحْنُ bize
وَءَابَآؤُنَا ve atalarımıza
هَـٰذَا bu (tehdid)
مِن bizden önce
قَبْلُ before
إِنْ değildir
هَـٰذَآ bu
إِلَّآ başka bir şey
أَسَـٰطِيرُ masallarından
ٱلْأَوَّلِينَ evvelkilerin
83
23:84
قُل de ki
لِّمَنِ kimindir?
ٱلْأَرْضُ dünya
وَمَن ve bulunanlar
فِيهَآ içinde
إِن eğer
كُنتُمْ iseniz
تَعْلَمُونَ biliyor
84
23:85
سَيَقُولُونَ diyecekler
لِلَّهِ ۚ Allah'ındır
قُلْ de ki
أَفَلَا düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ you remember
85
23:86
قُلْ de ki
مَن kimdir?
رَّبُّ Rabbi
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göğün
ٱلسَّبْعِ yedi
وَرَبُّ ve Rabbi
ٱلْعَرْشِ Arş'ın
ٱلْعَظِيمِ büyük
86
23:87
سَيَقُولُونَ diyecekler
لِلَّهِ ۚ Allah'ındır
قُلْ de ki
أَفَلَا korkmuyor musunuz?
تَتَّقُونَ you fear (Him)
87
23:88
قُلْ de ki
مَنۢ kimdir?
بِيَدِهِۦ elinde olan
مَلَكُوتُ melekutu (mülkü ve yönetimi)
كُلِّ her
شَىْءٍۢ şeyin
وَهُوَ ve O
يُجِيرُ koruyup kollayan
وَلَا fakat
يُجَارُ korunup kollanmayan
عَلَيْهِ kendisi
إِن eğer
كُنتُمْ iseniz
تَعْلَمُونَ biliyor
88
23:89
سَيَقُولُونَ diyecekler
لِلَّهِ ۚ Allah'a aittir
قُلْ de ki
فَأَنَّىٰ nasıl?
تُسْحَرُونَ büyüleniyorsunuz
89
23:90
بَلْ doğrusu
أَتَيْنَـٰهُم biz onlara getirdik
بِٱلْحَقِّ hakkı
وَإِنَّهُمْ onlarsa
لَكَـٰذِبُونَ yalancıdırlar
90
23:91
مَا edinmemiştir
ٱتَّخَذَ Allah has taken
ٱللَّهُ Allah
مِن hiçbir
وَلَدٍۢ çocuk
وَمَا ve
كَانَ yoktur
مَعَهُۥ O'nunla beraber
مِنْ hiçbir
إِلَـٰهٍ ۚ tanrı
إِذًۭا öyle olsaydı
لَّذَهَبَ götürürdü
كُلُّ her
إِلَـٰهٍۭ tanrı
بِمَا kendi yarattığını
خَلَقَ he created
وَلَعَلَا ve üstün gelmeğe çalışırdı
بَعْضُهُمْ onlardan biri
عَلَىٰ üzerine
بَعْضٍۢ ۚ diğeri
سُبْحَـٰنَ münezehtir (uzaktır)
ٱللَّهِ Allah
عَمَّا onların tanımlamalarından
يَصِفُونَ they attribute
91
23:92
عَـٰلِمِ (O) bilir
ٱلْغَيْبِ görünmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ ve görüneni
فَتَعَـٰلَىٰ ve yücedir
عَمَّا şeylerden
يُشْرِكُونَ onların ortak koştukları
92
23:93
قُل de ki
رَّبِّ Rabbim
إِمَّا eğer
تُرِيَنِّى mutlaka bana göstereceksen
مَا şeyi
يُوعَدُونَ onların tehdidedildikleri
93
23:94
رَبِّ Rabbim
فَلَا beni bırakma
تَجْعَلْنِى place me
فِى içinde
ٱلْقَوْمِ kavmin
ٱلظَّـٰلِمِينَ zalim
94
23:95
وَإِنَّا şüphesiz biz
عَلَىٰٓ sana göstermeğe
أَن that
نُّرِيَكَ We show you
مَا şeyi
نَعِدُهُمْ onları tehdidettiğimiz
لَقَـٰدِرُونَ elbette kadiriz
95
23:96
ٱدْفَعْ savuştur
بِٱلَّتِى şeyle
هِىَ o
أَحْسَنُ en güzel
ٱلسَّيِّئَةَ ۚ kötülüğü
نَحْنُ biz
أَعْلَمُ biliyoruz
بِمَا (seni) nasıl vasıflandıracaklarını
يَصِفُونَ they attribute
96
23:97
وَقُل ve de ki
رَّبِّ Rabbim
أَعُوذُ sığınırım
بِكَ sana
مِنْ kışkırtmalarından
هَمَزَٰتِ (the) suggestions
ٱلشَّيَـٰطِينِ şeytanların
97
23:98
وَأَعُوذُ ve sığınırım
بِكَ sana
رَبِّ Rabbim
أَن yanıma uğramalarından
يَحْضُرُونِ they be present with me
98
23:99
حَتَّىٰٓ nihayet
إِذَا zaman
جَآءَ geldiği
أَحَدَهُمُ onlardan birine
ٱلْمَوْتُ ölüm
قَالَ der ki
رَبِّ Rabbim
ٱرْجِعُونِ beni geri döndür
99
23:100
لَعَلِّىٓ böylelikle
أَعْمَلُ yapayım
صَـٰلِحًۭا yararlı bir iş
فِيمَا yerde (dünyada)
تَرَكْتُ ۚ terk ettiğim
كَلَّآ ۚ hayır
إِنَّهَا şüphesiz bu
كَلِمَةٌ bir sözdür
هُوَ o
قَآئِلُهَا ۖ onun söylediği
وَمِن ve
وَرَآئِهِم önlerinde vardır
بَرْزَخٌ bir berzah
إِلَىٰ kadar
يَوْمِ güne
يُبْعَثُونَ diriltilecekleri;
100
23:101
فَإِذَا zaman
نُفِخَ üflendiği
فِى Sur'a
ٱلصُّورِ the trumpet
فَلَآ artık yoktur
أَنسَابَ soylar
بَيْنَهُمْ aralarında
يَوْمَئِذٍۢ o gün
وَلَا ve
يَتَسَآءَلُونَ sormazlar
101
23:102
فَمَن kimlerin
ثَقُلَتْ ağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte
هُمُ onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ kurtuluşa erenlerdir
102
23:103
وَمَنْ ve kimlerin
خَفَّتْ hafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte onlar
ٱلَّذِينَ kimselerdir
خَسِرُوٓا۟ ziyana sokan(lar)
أَنفُسَهُمْ kendilerini
فِى cehennemde
جَهَنَّمَ Hell
خَـٰلِدُونَ sürekli kalanlardır
103
23:104
تَلْفَحُ yalar
وُجُوهَهُمُ yüzlerini
ٱلنَّارُ ateş
وَهُمْ ve onların
فِيهَا (ateşin) içinde
كَـٰلِحُونَ dişleri açıkta kalır
104
23:105
أَلَمْ değil mi?
تَكُنْ Were not
ءَايَـٰتِى ayetlerim
تُتْلَىٰ okunurdu
عَلَيْكُمْ size
فَكُنتُم oysa siz
بِهَا onları
تُكَذِّبُونَ yalanlardınız
105
23:106
قَالُوا۟ dediler
رَبَّنَا Rabbimiz
غَلَبَتْ yendi
عَلَيْنَا bizi
شِقْوَتُنَا bahtsızlığımız
وَكُنَّا ve biz olduk
قَوْمًۭا bir topluluk
ضَآلِّينَ sapık
106
23:107
رَبَّنَآ Rabbimiz
أَخْرِجْنَا bizi çıkar
مِنْهَا bundan
فَإِنْ eğer
عُدْنَا bir daha dönersek
فَإِنَّا artık biz gerçekten
ظَـٰلِمُونَ zalimleriz
107
23:108
قَالَ buyurdu ki
ٱخْسَـُٔوا۟ sinin
فِيهَا orada
وَلَا ve
تُكَلِّمُونِ bana bir şey söylemeyin
108
23:109
إِنَّهُۥ gerçek şu ki
كَانَ idi
فَرِيقٌۭ bir zümre
مِّنْ kullarımdan
عِبَادِى My slaves
يَقُولُونَ diyorlar
رَبَّنَآ Rabbimiz
ءَامَنَّا inandık
فَٱغْفِرْ bağışla
لَنَا bizi
وَٱرْحَمْنَا ve bize acı
وَأَنتَ ve sen
خَيْرُ en hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَ acıyanların
109
23:110
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ siz onları aldınız
سِخْرِيًّا alaya
حَتَّىٰٓ nihayet
أَنسَوْكُمْ size unutturdular
ذِكْرِى beni anmayı
وَكُنتُم ve siz
مِّنْهُمْ onlara
تَضْحَكُونَ daima gülüyordunuz
110
23:111
إِنِّى şüphesiz ben
جَزَيْتُهُمُ onlara verdim
ٱلْيَوْمَ bugün
بِمَا karşılığını
صَبَرُوٓا۟ sabretmelerinin
أَنَّهُمْ işte onlardır
هُمُ onlar
ٱلْفَآئِزُونَ kurtulup murada erenler
111
23:112
قَـٰلَ ve buyurdu
كَمْ ne kadar?
لَبِثْتُمْ kaldınız
فِى yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ the earth
عَدَدَ sayısınca
سِنِينَ yıllar
112
23:113
قَالُوا۟ dediler
لَبِثْنَا kaldık
يَوْمًا bir gün
أَوْ yahut
بَعْضَ bir kısmı kadar
يَوْمٍۢ günün
فَسْـَٔلِ sor
ٱلْعَآدِّينَ sayanlara
113
23:114
قَـٰلَ buyurdu ki
إِن kalmadınız
لَّبِثْتُمْ you stayed
إِلَّا başka
قَلِيلًۭا ۖ az bir (zamandan)
لَّوْ keşke
أَنَّكُمْ siz
كُنتُمْ bilseydiniz
تَعْلَمُونَ bizim-mi sandınız?
114
23:115
أَفَحَسِبْتُمْ bizim
أَنَّمَا sizi yarattığımızı
خَلَقْنَـٰكُمْ We created you
عَبَثًۭا boş yere
وَأَنَّكُمْ ve sizin
إِلَيْنَا bize
لَا asla
تُرْجَعُونَ döndürülmeyeceğinizi
115
23:116
فَتَعَـٰلَى pek yücedir
ٱللَّهُ Allah
ٱلْمَلِكُ mutlak hakim
ٱلْحَقُّ ۖ hak
لَآ yoktur
إِلَـٰهَ tanrı
إِلَّا başka
هُوَ O'ndan
رَبُّ rabbidir
ٱلْعَرْشِ Arş'ın
ٱلْكَرِيمِ Kerim
116
23:117
وَمَن ve kim
يَدْعُ taparsa
مَعَ ile beraber
ٱللَّهِ Allah
إِلَـٰهًا bir tanrıya
ءَاخَرَ başka
لَا bulunmayan
بُرْهَـٰنَ hiçbir delil
لَهُۥ hakkında
بِهِۦ onun
فَإِنَّمَا şüphesiz
حِسَابُهُۥ onun hesabı
عِندَ yanındadır
رَبِّهِۦٓ ۚ Rabbinin
إِنَّهُۥ çünkü (o)
لَا asla
يُفْلِحُ iflah olmazlar
ٱلْكَـٰفِرُونَ kafirler
117
23:118
وَقُل ve de ki
رَّبِّ Rabbim
ٱغْفِرْ bağışla
وَٱرْحَمْ ve acı
وَأَنتَ ve sen
خَيْرُ en hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَ acıyanların
118
← Sure Listesine Dön