Yükleniyor...

Lütfen bekleyiniz

/

Talâk

الطلاق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
65:1
يَـٰٓأَيُّهَا ey
ٱلنَّبِىُّ peygamber
إِذَا zaman
طَلَّقْتُمُ boşa(mak iste)diğiniz
ٱلنِّسَآءَ kadınları
فَطَلِّقُوهُنَّ onları boşayın
لِعِدَّتِهِنَّ iddetleri içinde
وَأَحْصُوا۟ ve sayın
ٱلْعِدَّةَ ۖ iddeti
وَٱتَّقُوا۟ ve korkun
ٱللَّهَ Allah'tan
رَبَّكُمْ ۖ Rabbiniz
لَا onları çıkarmayın
تُخْرِجُوهُنَّ expel them
مِنۢ evlerinden
بُيُوتِهِنَّ their houses
وَلَا ve
يَخْرُجْنَ kendileri de çıkmasınlar
إِلَّآ ancak başkadır
أَن gelmeleri
يَأْتِينَ they commit
بِفَـٰحِشَةٍۢ bir edepsizlikle
مُّبَيِّنَةٍۢ ۚ apaçık
وَتِلْكَ bunlar
حُدُودُ sınırlarıdır
ٱللَّهِ ۚ Allah'ın
وَمَن ve kim
يَتَعَدَّ geçerse
حُدُودَ sınırlarını
ٱللَّهِ Allah'ın
فَقَدْ gerçekten
ظَلَمَ yazık etmiştir
نَفْسَهُۥ ۚ kendisine
لَا bilmezsin
تَدْرِى you know
لَعَلَّ belki
ٱللَّهَ Allah
يُحْدِثُ ortaya çıkarır
بَعْدَ sonra
ذَٰلِكَ bundan
أَمْرًۭا yeni bir iş
1
65:2
فَإِذَا zaman
بَلَغْنَ vardıkları
أَجَلَهُنَّ sürelerinin sonuna
فَأَمْسِكُوهُنَّ onları (yanınızda) tutun
بِمَعْرُوفٍ güzelce
أَوْ yahut
فَارِقُوهُنَّ onlardan ayrılın
بِمَعْرُوفٍۢ güzellikle
وَأَشْهِدُوا۟ ve şahid tutun
ذَوَىْ sahibi iki kişiyi
عَدْلٍۢ adalet
مِّنكُمْ içinizden
وَأَقِيمُوا۟ ve yapın
ٱلشَّهَـٰدَةَ şahidliği
لِلَّهِ ۚ Allah için
ذَٰلِكُمْ işte budur
يُوعَظُ öğütlenen
بِهِۦ onunla
مَن kimseye
كَانَ inanan
يُؤْمِنُ believes
بِٱللَّهِ Allah'a
وَٱلْيَوْمِ ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ ۚ ahiret
وَمَن ve kim
يَتَّقِ sakınırsa
ٱللَّهَ Allah'dan
يَجْعَل yaratır
لَّهُۥ ona
مَخْرَجًۭا bir çıkış
2
65:3
وَيَرْزُقْهُ ve onu rızıklandırır
مِنْ yerden
حَيْثُ where
لَا ummadığı
يَحْتَسِبُ ۚ he thinks
وَمَن ve kim
يَتَوَكَّلْ dayanırsa
عَلَى Allah'a
ٱللَّهِ Allah
فَهُوَ O
حَسْبُهُۥٓ ۚ ona yeter
إِنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah
بَـٰلِغُ yerine getirendir
أَمْرِهِۦ ۚ buyruğunu
قَدْ elbette
جَعَلَ koymuştur
ٱللَّهُ Allah
لِكُلِّ için
شَىْءٍۢ herşey
قَدْرًۭا bir ölçü
3
65:4
وَٱلَّـٰٓـِٔى ve onlar
يَئِسْنَ kesilenler
مِنَ adetten
ٱلْمَحِيضِ the menstruation
مِن kadınlarınızdan
نِّسَآئِكُمْ your women
إِنِ eğer
ٱرْتَبْتُمْ şüphe ederseniz
فَعِدَّتُهُنَّ onların bekleme süresi
ثَلَـٰثَةُ üç
أَشْهُرٍۢ aydır
وَٱلَّـٰٓـِٔى ve olanlar da
لَمْ henüz adet görmeyenler
يَحِضْنَ ۚ [they] menstruated
وَأُو۟لَـٰتُ ve olanların
ٱلْأَحْمَالِ gebe
أَجَلُهُنَّ süresi
أَن doğumlarına kadardır
يَضَعْنَ they deliver
حَمْلَهُنَّ ۚ yüklerini
وَمَن ve kim
يَتَّقِ korkarsa
ٱللَّهَ Allah'tan
يَجْعَل yaratır
لَّهُۥ ona
مِنْ işinde
أَمْرِهِۦ his affair
يُسْرًۭا bir kolaylık
4
65:5
ذَٰلِكَ bu
أَمْرُ buyruğudur
ٱللَّهِ Allah'ın
أَنزَلَهُۥٓ indirdiği
إِلَيْكُمْ ۚ size
وَمَن ve kim
يَتَّقِ korkarsa
ٱللَّهَ Allah'tan
يُكَفِّرْ örter
عَنْهُ onun
سَيِّـَٔاتِهِۦ kötülüklerini
وَيُعْظِمْ ve büyütür
لَهُۥٓ onun
أَجْرًا mükafatını
5
65:6
أَسْكِنُوهُنَّ onları oturtun
مِنْ yerde
حَيْثُ where
سَكَنتُم oturduğunuz
مِّن gücünüz ölçüsünde
وُجْدِكُمْ your means
وَلَا ve
تُضَآرُّوهُنَّ onlara zarar vermeyin
لِتُضَيِّقُوا۟ sıkıntıya sokmak için
عَلَيْهِنَّ ۚ onları
وَإِن ve şayet
كُنَّ iseler
أُو۟لَـٰتِ onlar
حَمْلٍۢ gebe
فَأَنفِقُوا۟ geçimini sağlayın
عَلَيْهِنَّ onların
حَتَّىٰ kadar
يَضَعْنَ bırakıncaya
حَمْلَهُنَّ ۚ yüklerini
فَإِنْ eğer
أَرْضَعْنَ (çocuğunuzu) emzirirlerse
لَكُمْ sizin için
فَـَٔاتُوهُنَّ onlara verin
أُجُورَهُنَّ ۖ ücretlerini
وَأْتَمِرُوا۟ ve konuşup anlaşın
بَيْنَكُم aranızda
بِمَعْرُوفٍۢ ۖ güzellikle
وَإِن eğer
تَعَاسَرْتُمْ güçlük çekerseniz
فَسَتُرْضِعُ o zaman emzirecektir
لَهُۥٓ onu
أُخْرَىٰ başka biri
6
65:7
لِيُنفِقْ nafaka versin
ذُو sahip (olan)
سَعَةٍۢ geniş imkana
مِّن göre
سَعَتِهِۦ ۖ genişliğine
وَمَن ve kimse
قُدِرَ kısıtlı olan
عَلَيْهِ aleyhine
رِزْقُهُۥ rızkı
فَلْيُنفِقْ versin
مِمَّآ şeyden
ءَاتَىٰهُ kendisine verdiği
ٱللَّهُ ۚ Allah'ın
لَا sorumlu tutmaz
يُكَلِّفُ burden
ٱللَّهُ Allah
نَفْسًا bir kişiye
إِلَّا başkasıyla
مَآ verdiğinden
ءَاتَىٰهَا ۚ He has given it
سَيَجْعَلُ yaratacaktır
ٱللَّهُ Allah
بَعْدَ sonra
عُسْرٍۢ bir güçlükten
يُسْرًۭا bir kolaylık
7
65:8
وَكَأَيِّن nicesi
مِّن kentlerden
قَرْيَةٍ a town
عَتَتْ baş kaldırdı
عَنْ buyruğuna
أَمْرِ (the) Command
رَبِّهَا Rabbinin
وَرُسُلِهِۦ ve elçilerinin
فَحَاسَبْنَـٰهَا biz de onu hesaba çektik
حِسَابًۭا bir hesabla
شَدِيدًۭا çetin
وَعَذَّبْنَـٰهَا ve ona azabettik
عَذَابًۭا bir azabla
نُّكْرًۭا korkunç
8
65:9
فَذَاقَتْ taddı
وَبَالَ vebalini
أَمْرِهَا işinin
وَكَانَ ve idi
عَـٰقِبَةُ sonucu
أَمْرِهَا işinin
خُسْرًا bir ziyan
9
65:10
أَعَدَّ hazırlamıştır
ٱللَّهُ Allah
لَهُمْ onlara
عَذَابًۭا bir azab
شَدِيدًۭا ۖ şiddetli
فَٱتَّقُوا۟ o halde korkun
ٱللَّهَ Allah'tan
يَـٰٓأُو۟لِى ey sahipleri
ٱلْأَلْبَـٰبِ sağduyu
ٱلَّذِينَ inanmış olan
ءَامَنُوا۟ ۚ have believed
قَدْ andolsun
أَنزَلَ indirdi
ٱللَّهُ Allah
إِلَيْكُمْ size
ذِكْرًۭا bir uyarı
10
65:11
رَّسُولًۭا bir elçi (gönderdi)
يَتْلُوا۟ okuyan
عَلَيْكُمْ size
ءَايَـٰتِ ayetlerini
ٱللَّهِ Allah'ın
مُبَيِّنَـٰتٍۢ açık açık
لِّيُخْرِجَ çıkarsın diye
ٱلَّذِينَ kimseleri
ءَامَنُوا۟ inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟ ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ yararlı işler
مِنَ karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ the darkness[es]
إِلَى aydınlığa
ٱلنُّورِ ۚ the light
وَمَن ve kim
يُؤْمِنۢ inanır
بِٱللَّهِ Allah'a
وَيَعْمَلْ ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا yararlı iş
يُدْخِلْهُ onu sokar
جَنَّـٰتٍۢ cennetlere
تَجْرِى akan
مِن altlarından
تَحْتِهَا underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ ırmaklar
خَـٰلِدِينَ kalacakları
فِيهَآ içinde
أَبَدًۭا ۖ ebedi
قَدْ gerçekten
أَحْسَنَ en güzeli vermiştir
ٱللَّهُ Allah
لَهُۥ ona
رِزْقًا rızık olarak
11
65:12
ٱللَّهُ Allah
ٱلَّذِى O'dur ki
خَلَقَ yarattı
سَبْعَ yedi
سَمَـٰوَٰتٍۢ göğü
وَمِنَ ve yerden
ٱلْأَرْضِ the earth
مِثْلَهُنَّ onların benzerini
يَتَنَزَّلُ iner
ٱلْأَمْرُ buyruğu
بَيْنَهُنَّ bunlar arasında
لِتَعْلَمُوٓا۟ bilesiniz diye
أَنَّ şüphesiz
ٱللَّهَ Allah'ın
عَلَىٰ üzerine
كُلِّ her
شَىْءٍۢ şey
قَدِيرٌۭ kadir olduğunu
وَأَنَّ ve şüphesiz
ٱللَّهَ Allah'ın
قَدْ muhakkak
أَحَاطَ kuşatmış bulunduğunu
بِكُلِّ her
شَىْءٍ şeyi
عِلْمًۢا bilgice
12
← Sure Listesine Dön